Üye Ol

Ana sayfa › Konu anlatımları › Vatandaşlık

Hak Kavramı ve Hakların Sınıflandırılması — KPSS Vatandaşlık Konu Anlatımı

Hak Nedir?

🔑 Hak: Hukuk düzeninin, bir kişiye TANIDIĞI ve KORUDUĞU, o kişiye belirli bir davranışta bulunma ya da bir şeyi talep etme YETKİSİ veren menfaattir. Her hakkın karşılığında genellikle başkalarının bir ÖDEVİ (yükümlülüğü) bulunur.

Ünite 1 Alt Konu 1'de işlenen hukuk kuralı – yaptırım ilişkisi burada tersine çevrilir: hukuk kuralları YÜKÜMLÜLÜK YÜKLERKEN, aynı zamanda kişilere HAK da TANIR. Bir tarafın hakkı, genellikle diğer tarafın ödevidir.

Hakların Kamu Hukuku – Özel Hukuk Ekseninde Sınıflandırılması

📊 Hakların temel sınıflandırması
HAKLARKAMU HAKLARIKişi hakları(negatifstatü)Sosyal-ekonomikhaklar(pozitifstatü)Siyasi haklar(aktif statü)ÖZEL HAKLARMutlak haklarNispi (nisbi)haklar
Kamu hakları, bireyin DEVLETLE ilişkisinde sahip olduğu haklardır (Ünite 5'in konusu); özel haklar ise bireylerin BİRBİRLERİYLE ilişkisinde sahip olduğu haklardır (özel hukukun konusu).

Kamu Hakları: Üç Statü Kuramı

Kamu hakları, bireyin DEVLETE karşı konumuna göre üçe ayrılır. Bu sınıflandırma (statü kuramı), Ünite 8'de (Temel Hak ve Ödevler) işlenecek 1982 Anayasası'nın hak sistematiğinin TEMELİDİR — bu yüzden burada iyi kavranmalıdır.

⚖️ Üç statü kuramı
Negatif statü (koruyucu haklar): Devletin MÜDAHALE ETMEMESİNİ istediğimiz haklardır (yaşama hakkı, kişi dokunulmazlığı, konut dokunulmazlığı). Devletten beklenen KAÇINMADIR.
Pozitif statü (isteme hakları): Devletten belirli bir HİZMETİ/EDİMİ istediğimiz haklardır (eğitim hakkı, sağlık hakkı, sosyal güvenlik hakkı). Devletten beklenen AKTİF EDİM/HİZMETTİR.
Aktif statü (katılma hakları): Bireyin devlet YÖNETİMİNE KATILMASINI sağlayan haklardır (seçme-seçilme hakkı, siyasi parti kurma, kamu hizmetine girme hakkı).
⚠️ Önemli: Bu üç statü, Ünite 8'de işlenecek 1982 Anayasası'nın “Kişi Hakları ve Ödevleri”, “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler”, “Siyasi Haklar ve Ödevler” biçimindeki ÜÇLÜ BÖLÜM YAPISIYLA BİREBİR ÖRTÜŞÜR — negatif statü = kişi hakları, pozitif statü = sosyal-ekonomik haklar, aktif statü = siyasi haklardır.

Özel Haklar: Mutlak Hak – Nispi Hak Ayrımı

🔑 Mutlak hak: HERKESE KARŞI ileri sürülebilen, sahibine geniş bir koruma sağlayan haktır (örn. mülkiyet hakkı — malın sahibi, hakkını dünyadaki HERKESE karşı ileri sürebilir).
🔑 Nispi (nisbi) hak: YALNIZCA BELİRLİ BİR KİŞİYE (borçluya) karşı ileri sürülebilen haktır (örn. alacak hakkı — alacaklı, hakkını yalnızca BORÇLUSUNA karşı ileri sürebilir, üçüncü kişilere karşı DEĞİL).
⚠️ Önemli: Mutlak hak ile nispi hakkı ayırt eden ölçüt HAKKIN KAÇ KİŞİYE KARŞI İLERİ SÜRÜLEBİLDİĞİDİR: mutlak hak HERKESE karşı (örn. mülkiyet), nispi hak yalnızca BELİRLİ bir kişiye karşı (örn. alacak) ileri sürülür.

Hakların Kazanılması ve Kaybedilmesi

🧠 Pratik bilgi: Hak sınıflandırmasını hatırlama
  • “Devletten kaçınma isteriz” → NEGATİF statü (kişi hakları).
  • “Devletten hizmet isteriz” → POZİTİF statü (sosyal-ekonomik haklar).
  • “Devlet yönetimine katılırız” → AKTİF statü (siyasi haklar).
  • “Herkese karşı ileri sürülür” → MUTLAK hak.
  • “Sadece borçluya karşı ileri sürülür” → NİSPİ hak.
📌 KPSS'de sık çıkan: En sık sorulanlar: üç statü kuramının Anayasa'nın hak bölümleriyle eşleştirilmesi ve mutlak-nispi hak ayrımı. Bu alt konu, Ünite 8'in ÖN HAZIRLIĞIDIR — orada aynı sınıflandırma somut Anayasa maddeleriyle genişletilecektir.

Ek Terimler ve Ayrıntılar

Kamu Haklarının Üç Grubunda Hangi Hak Nerede Yer Alır

Kamu hakları, kişinin devletle olan ilişkisindeki yetkilerini kapsar ve hak listeleri sınavda örneklerle sorulur. Üç grubun her birine düşen başlıca haklar şöyle eşleştirilir:

⚠️ Önemli: Bir sınav sorusunda “kamu haklarından biri değildir” cümlesi, çoğunlukla nispi ya da mutlak hak seçeneği sunarak kamu-özel ayrımını sınar. Mülkiyet hakkı, alacak hakkı veya velayet gibi özel hukuk hakları bu ayrımda kamu hakkı değil, özel hak olarak işaretlenir.

Ayni Hak Örnekleri ve Yakın Kavramlar

Ayni haklar, eşya üzerinde sahibine geniş yetki veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklardır. Bu grubun içinde farklı yoğunlukta yetkiler tanıyan çeşitli haklar bulunur ve bunların tanımları birbirine yakın olduğu için sık karıştırılır.

Ayrım için basit bir ölçüt yeterlidir: mülkiyet eşyanın kendisine, intifa hakkı eşyanın kullanma ve yönetimine, irtifak hakkı ise belirli bir yararlanma yoluna odaklanır. Soruda “yönetme yetkisi” geçiyorsa intifa, yalnızca “yararlanma ve kullanma” geçiyorsa irtifak akla gelmelidir.

Vesayet Organları ve Kayyum

Vesayet, korunmaya muhtaç kişilerin hakları ve malvarlıkları bakımından bir vasi tarafından temsil edilmesini sağlayan koruma düzenidir. Vesayet organları üçe ayrılır: vesayet daireleri (vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi ve denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesi), vasiler ve kayyumlar. Vasi, vesayet altındakinin kişiliğini ve malvarlığını korumakla, onu hukuki işlemlerde temsil etmekle görevlidir. Kayyum ise belirli bir işi görmek ya da malvarlığını yönetmek için atanan kişidir. Burada dikkat edilmesi gereken fark, vasinin genel, kayyumun ise belirli bir iş için görevlendirilmesidir.

Yenilik Doğuran Hak Örneklerinden Üçü

Yenilik doğuran hakların üç klasik örneği taşınmaz satışlarında karşımıza çıkar ve üçü de kurucu yenilik doğuran hak sayılır; çünkü hak sahibi tek taraflı irade beyanıyla yeni bir satış ilişkisi kurar.

Bu üç hakkı ayırmanın en kolay yolu, alıcının kim olduğuna bakmaktır: alım hakkında hak sahibi mal henüz satılmadan önce alıcı olabilir, önalım hakkında mal bir üçüncü kişiye satıldığında araya girer, geri alım hakkında ise satıcı malı yeniden edinir. Yenilik doğuran hakların yalnızca kanunda ya da sözleşmede öngörüldüğü durumlarda kullanılabileceğini unutmamak gerekir.

İspat Yükü, Karine ve Delil Kavramları

Medeni hukukta, bir hakkın varlığını iddia eden kişi bu hakkı ispatlamakla yükümlüdür; buna ispat yükü denir. İddiasını bir karineye dayandıran kişi ise ispat yükünden kurtulur; çünkü karinenin varlığı hâlinde iddianın doğru olmadığını karşı taraf ispatlamak zorundadır.

İnkâr, İtiraz ve Def'i: Üç Savunma Biçimi

Bir hakkın ileri sürülmesine karşı verilen cevaplar üç ayrı adla anılır ve sınavda tanımlarıyla eşleştirilir. İnkâr, karşı tarafın iddiasını kabul etmemektir; örneğin “ben sana borçlanmadım” demek gibi. İtiraz, bir hakkın doğumuna engel olan ya da o hakkı sona erdiren bir olguya dayanmaktır. Def'i ise borçlunun, hukuka uygun bir nedenle borcunu yerine getirmekten kaçınabilmesine olanak veren haktır; zamanaşımı def'i bunun tipik örneğidir. Basit bir ayırt edici ipucu olarak: “hiç olmadı” diyen inkâr, “oldu ama artık geçerli değil” diyen itiraz, “geçerli ama ödemeyeceğim çünkü hakkım var” diyen def'idir.

Kişiliği Koruyan Davalar

Kişilik haklarına yapılan saldırılara karşı hukuk, aşamaya göre değişen dört farklı dava öngörür. Bu davalar, saldırının o anki durumuna göre seçilir ve tek başına yetmedikleri için birlikte de açılabilir.

İhkak-ı Hak Yasağı ve Savunma Hakkı

Kişinin, devlet organlarının yardımını beklemeden kendi hakkını elde etmeye çalışmasına ihkak-ı hak denir. Hukuk düzeni kural olarak buna izin vermez; çünkü herkes hakkını kendi elinden almaya kalkarsa toplumsal düzen bozulur. Bunun istisnaları meşru müdafaa (haklı savunma), zaruret hâli (ıztırar hâli, zorda kalma) ve kuvvet kullanmadır. Kuvvet kullanma, kişinin zilyetliğine yapılan saldırıyı bizzat savuşturmasıdır ve bu yola savunma hakkı adı da verilir; bu yolun kullanılabilmesi, hakkın kaybolma tehlikesinin bulunmasına ve devletin yetkili makamlarına başvurmanın o anda mümkün olmamasına bağlıdır.

Tüzel Kişiler: Hak Öznesi Olan İnsan Dışı Varlıklar

Tüzel kişiler, belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere örgütlenmiş, bağımsız bir varlık olarak hak ve borçlara sahip olabilen kişi ve mal topluluklarıdır. Tüzel kişiler kuruluş sistemine uygun olarak hak ehliyetine kurulduklarında kavuşur ve bu ehliyet onlara hak kazanma ve borç altına girme yeteneği verir. Fiil ehliyetini ise zorunlu organlarını oluşturdukları anda kazanırlar. Çünkü tüzel kişi ancak organları aracılığıyla iradesini açıklayabilir.

Tüzel kişiler kamu hukuku ve özel hukuk tüzel kişileri olmak üzere ikiye ayrılır ve her iki grupta da kişi topluluğu ve mal topluluğu şeklinde iki tür bulunur. Özel hukuk tüzel kişilerinde kişi toplulukları dernekler ve şirketlerdir, mal topluluğu ise vakıflardır. Kamu hukukunda kişi topluluğu olarak devlet ve mahallî idareler (il özel idaresi, belediye ve köy), mal topluluğu olarak ise kamu kurumları (üniversiteler, kamu yayın kuruluşları, sınav ve yükseköğretim kurulları ile sosyal güvenlik kurumu gibi) yer alır.

Tüzel kişiliğin sona ermesi iki yolla gerçekleşir. İnfisah (dağılma), tüzel kişinin kendiliğinden sona ermesidir; amacını gerçekleştirmesi, aciz hâle düşmesi, süresinin dolması, kuruluş şartlarını ve amacını kaybetmesi, yönetim kurulunun kurulamaz hâle gelmesi, ilk genel kurul toplantısını yapamaması ve üst üste iki olağan genel kurul toplantısının yapılmaması derneklerde infisah nedenleri arasında sayılır. Fesih (dağıtılma) ise mahkeme kararıyla olur: kanunların emredici hükümlerine uymama ve amacın hukuka ya da ahlaka aykırı hâle gelmesi bu yolun sebepleridir. Derneklerde ayrıca genel kurul, üye tam sayısının üçte ikisiyle toplanıp toplantıya katılanların üçte ikisinin oyuyla dernek kendisini feshedebilir.

Erginlik, Kısıtlılık ve Vasiyet İçin Tamamlayıcı Notlar

Normal ergin olma on sekiz yaşın tamamlanmasıyla gerçekleşir; bundan önce ergin sayılmanın iki yolu (evlenme ve mahkeme kararı) bir arada “erken erginlik” adıyla anılır. Kısıtlılıkta ise özgürlüğü bağlayıcı ceza ayrıca önem taşır: kesinleşmiş bir hapis cezasını çekmek üzere ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi yalnızca kendi isteğiyle kısıtlanabilir veya kendisine kayyım atanır. Bu nedenle mahkûmiyet tek başına otomatik kısıtlılık doğurmaz; ancak beş yıl ya da daha uzun süreli kesinleşmiş hapis cezasına çarptırılan ergin, kendi isteği olmasa bile kişiliği ve malvarlığının korunması gerekli görülürse kısıtlanabilir. Bu fark, kısıtlılık sebeplerinin sayıldığı sorularda süre ölçütünün neden değiştiğini açıklar.

Vasiyetname düzenleyebilmek için ergin olmak gerekmez; on beş yaşını doldurmuş ve ayırt etme gücüne sahip kişi vasiyet yapabilir. Ehliyette yaş sınırlarının farklı işlemler için farklı belirlendiğini göstermesi bakımından bu bilgi, kazai rüşt ve evlenme erginliği rakamlarıyla birlikte hatırlanmalıdır.

Yerleşim Yeri (İkametgâh) ve Türleri

Kişinin devamlı kalmak amacıyla bulunduğu mekân, hukuk dilinde yerleşim yeri (ikametgâh) sayılır. Yerleşim yeri konusunda iki ilke geçerlidir: herkesin mutlaka bir yerleşim yerinin bulunması (zorunluluk) ve aynı anda birden fazla yerleşim yerinin olamaması (teklik). Medeni Kanun üç tür yerleşim yerini kabul eder.

💡 Bilgi: Evli kişiler ayrı ayrı yerleşim yeri seçebilir; evlilik, kişiyi eşinin yerleşim yerine bağlamaz. Bu düzenleme kadın ile erkek arasında eşitliği güvence altına almak için getirilmiştir.

Borç İlişkisi: Alacaklı, Borçlu, Edim

Borçlar hukuku, iki kişi arasında oluşan borç ilişkisini düzenler. Bu ilişkinin üç unsuru vardır: karşı tarafa bir şey yapma, verme ya da yapmaktan kaçınma konusunda talep hakkı olan alacaklı, bu talebi yerine getirmekle yükümlü borçlu ve alacaklının talep ettiği, borçlunun yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış olan edim. Bir arkadaşından alınan ödünç para örneğinde arkadaş alacaklı, parayı alan borçlu, borcun ödenmesi ise edimdir.

Borcun Doğduğu Kaynaklar

Borçlar Hukukuna Hâkim İlkeler

Tek Tarafa ve İki Tarafa Borç Yükleyen Sözleşmeler

Sözleşmede iki taraf da bulunsa borç yüklenilen taraf sayısı değişebilir. Bağışlama sözleşmesi tek tarafa borç yükleyen sözleşmelere örnektir: yalnızca bağışlayan bir şey vermeyi taahhüt eder. Satış ya da kira sözleşmesi ise iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir; satıcı malı teslim etmekle, alıcı bedeli ödemekle yükümlüdür ve her biri diğerinin hem alacaklısı hem borçlusu olur.

Borcun Sona Ermesi

⚠️ Önemli: Zamanaşımı borcu sona erdirmez. Süre dolduğunda alacaklının borcu dava yoluyla isteme imkânı ortadan kalkar; borç ise bir doğal borç olarak varlığını sürdürür. Kanunda başka bir süre öngörülmemişse genel zamanaşımı süresi on yıldır. Bu yüzden “borcu sona erdiren nedenler arasında yer almaz” sorusunda zamanaşımı en sık kullanılan çeldiricidir.
📌 KPSS'de sık çıkan: Kamu haklarından birinin sorulması, mutlak-nispi ayrımı ve intifa-irtifak farkı, kişiliği koruyan davaların ayrımı (tespit-men-önleme-tazminat), dernek kurma için gerekli asgari kişi sayısı (yedi), yerleşim yeri türleri ve borcu sona erdiren nedenlerin (ifa, ibra, tecdit, takas, kusursuz imkânsızlık, birleşme) eşleştirilmesi ve zamanaşımının bu listede yer almaması bu alt konunun sık sorulan başlıklarıdır.

Kişiye Sıkı Sıkıya Bağlı Hakların Geniş Listesi

Devredilemeyen ve mirasçılara geçmeyen haklar yalnızca nafaka, boşanma davası açma ve soybağının reddi ile sınırlı değildir; küçüğün ergin kılınmasını isteme hakkı, nişanı bozma hakkı ve sınırlı ayni haklardan oturma hakkı da bu gruptadır. Bu hakların ortak yönü, sahibinin kişisel durumuna ve aile ya da güven ilişkisine sıkı biçimde bağlı olmasıdır; başka birinin bu hakkı kullanması ya da hak sahibinin ölümüyle mirasçıya geçmesi hakkın amacına aykırı düşer.

Bu sınıflamada mülkiyet hakkı ile karşılaştırma yapmak öğreticidir: mülkiyet satılabilir ve miras bırakılabilir, oysa oturma hakkı belirli bir kişinin barınma ihtiyacını karşılamak için tanındığından ondan başkasına devredilemez. Aynı şekilde nişanı bozma hakkı da yalnızca nişanlılara ait olup üçüncü kişiye bırakılamaz.

🔑 Kişiye bağlı haklar: Devredilemeyen, miras yoluyla geçmeyen; sahibinin kişiliği ve yakın ilişkileriyle iç içe geçmiş haklardır. Listenin akılda kalması için nafaka, boşanma davası, soybağının reddi, ergin kılınmayı isteme, nişanı bozma ve oturma hakkı bir arada düşünülmelidir.
📌 KPSS'de sık çıkan: “Aşağıdakilerden hangisi devredilebilen haklar arasında yer alır?” sorusunda mülkiyet ya da alacak hakkı doğru; nafaka, oturma hakkı ve boşanma davası açma hakkı ise yanlış seçeneklerdir.
✏️ Örnek 1
Yaşlı bir kadın adına kayıtlı evde ömür boyu oturma hakkı sahibidir. Kadının ölümünden sonra oğlu, aynı hakka dayanarak evde oturmaya devam edeceğini söylüyor.
Çözüm: Oturma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan devredilemez ve mirasçılara geçmez. Hak sahibinin ölümüyle sona erer; oğul mirasçı olsa bile bu hak dolayısıyla evde kalma yetkisi kazanamaz.

Çözümlü Örnekler

✏️ Örnek 1
Bir vatandaş meclis üyeliği seçimlerinde aday olmuş, bir çocuk devlet okuluna kayıt yaptırmış ve kolluk görevlileri bir evi arama kararı olmadan aramamıştır. Bu üç olayın dayandığı kamu hakları hangi statüye girer?
Çözüm: Adaylık seçilme hakkıdır: aktif statü (siyasi haklar). Okula kayıt eğitim hakkıdır: devletten hizmet beklenen pozitif statü (sosyal ve ekonomik haklar). Evin aranmaması konut dokunulmazlığıdır: devletin müdahale etmemesi beklenen negatif statü (kişi hakları). Bu üç hakkın kamu hakkı sayılmasının nedeni, hepsinin birey ile devlet arasındaki ilişkiye ait olmasıdır.
✏️ Örnek 2
Ahmet, komşusu Mehmet'in bahçesinden yürüyerek kendi arsasına geçebilme hakkına sahiptir (geçiş hakkı tapuya işlenmiştir). Mehmet bahçesini Selin'e satıyor. Ahmet bu hakkı Selin'e karşı da ileri sürebilir mi? Bu hak mutlak mıdır, nispi midir?
Çözüm: Geçiş hakkı bir irtifak hakkıdır; tapuya işlenmiş ayni haklar herkese karşı ileri sürülebilir. Bu yüzden Ahmet hakkını yeni malik Selin'e karşı da kullanabilir. Hak herkese karşı ileri sürülebildiği için mutlaktır; borç ilişkisinden doğan nispi haklarda ise durum farklıdır, çünkü alacak yalnızca borçluya karşı istenebilir.
✏️ Örnek 3
İki kardeş ortak sahip oldukları arsanın yarısını satmak isteyen kardeşlerinden biri, payını bir yabancıya satıyor. Diğer kardeş aynı fiyatla alıcı olabilmek istiyor. Bu istem hangi hakka dayanır ve hangi türdendir?
Çözüm: Bir taşınmazın üçüncü bir kişiye satılması hâlinde aynı şartlarla alıcı olabilme yetkisi, önalım (şufa) hakkıdır. Hak sahibi yalnızca tek taraflı irade beyanıyla yeni bir satım ilişkisi kurduğu için kurucu yenilik doğuran haktır. Alım hakkında satış henüz yapılmadan alıcı olunur, geri alım hakkında ise satıcı malı yeniden edinir.
✏️ Örnek 4
Ali, Veli'ye 10.000 TL ödünç verdiğini iddia ediyor; Veli ise “ödünç almadım” diyor. Sonra Ali dava açarken Veli “borç vardı ama beş yıl önce ödedim” diyor. Kimin neyi ispat etmesi gerekir? Veli'nin ilk ve ikinci cevabı hukuken hangi kavramla ifade edilir?
Çözüm: Ödünç verdiğini iddia eden Ali, hakkın varlığını ispat etmekle yükümlüdür (ispat yükü). Veli'nin “ödünç almadım” cevabı inkârdır. “Borç vardı ama ödedim” demesi ise borcu sona erdiren bir olguya dayandığı için itirazdır ve bu olguyu Veli ispat etmelidir. Eğer Veli “borcun on yıllık zamanaşımı dolduğu için ödemeyeceğim” deseydi bu bir def'i olurdu; dava yoluyla istem hakkı düşse de borç varlığını sürdürür.
✏️ Örnek 5
Bir dergi, ünlü bir kişinin özel hayatına dair fotoğrafları önümüzdeki hafta yayımlayacağını duyurmuştur. Bir başka dergi ise geçen ay benzer fotoğrafları yayımlamış ve yayın hâlâ internet sitesinde durmaktadır. Üçüncü olarak, bir gazete yayımladığı haberin etkisi bittiği hâlde yalan bilgi hâlâ kamuoyunda konuşuluyor. Her durumda hangi dava açılır?
Çözüm: Henüz gerçekleşmemiş ama yakında gerçekleşeceği belli olan saldırıya karşı önleme davası açılır. Saldırı sürüyorsa (fotoğraflar internet sitesinde durmaya devam ediyor) saldırıya son verilmesi (men) davası açılır. Saldırı sona ermiş ancak zedeleyici etkisi devam ediyorsa hukuka aykırılığın belirlenmesi için tespit davası açılır. Bütün bu durumlardaki zarar için ayrıca tazminat davası açılabilir.
✏️ Örnek 6
Ayşe, Burak'a 2.000 TL borçludur; Burak da Ayşe'ye aynı vadeli 2.000 TL borçludur. Ayrıca Ayşe'nin Can'a olan borcundan Can, alacağından vazgeçtiğini yazılı olarak bildirmiştir. Üçüncü olarak Ayşe'nin bir başka borcu on iki yıl önce doğmuş ve alacaklı hiç dava açmamıştır. Bu üç durumda borç nasıl sona erer ya da kalır?
Çözüm: Ayşe ile Burak arasındaki karşılıklı, aynı cinsten ve muaccel borçlar takas beyanıyla ortadan kalkar. Can'ın alacağından vazgeçmesi ibradır ve borç sona erer. On iki yıl önce doğan ve dava edilmeyen borç ise genel zamanaşımı olan on yılı aştığı için alacaklı dava yoluyla borcu isteyemez; ancak zamanaşımı borcu sona erdirmez, yalnızca istem hakkını ortadan kaldırır ve borçlunun def'i ileri sürmesine bağlıdır.
Bu konunun testlerini çözmek ister misin?

Vatandaşlık dersinin bu ünitesindeki testler üye olmadan da açık. Bütün üniteler, deneme sınavları ve sana özel çalışma programı için ücretsiz üye ol.

Üye olmadan dene / Üye ol