Kamu Hukuku – Özel Hukuk Ayrımı
Hukuk kuralları, düzenledikleri İLİŞKİNİN NİTELİĞİNE göre iki büyük gruba ayrılır: kamu hukuku ve özel hukuk. Bu ayrım, Türk hukuk sisteminin TEMEL sınıflandırma eksenidir ve yargı teşkilatının (Ünite 8) adli-idari ayrımının da temelini oluşturur.
Hukuk Dallarının Ağacı
Kamu Hukuku Dallarının Kısa Tanımları
| Dal | Konusu |
|---|---|
| Anayasa Hukuku | Devletin temel yapısını, organlarını, temel hak ve ödevleri düzenler (Ünite 3-8'in konusu) |
| İdare Hukuku | Devletin idari (yürütme) faaliyetlerini ve idare-birey ilişkisini düzenler (Ünite 10'un konusu) |
| Ceza Hukuku | Suç sayılan fiilleri ve bunlara uygulanacak cezaları düzenler |
| Vergi Hukuku | Devletin vergi toplama yetkisini ve vergi ilişkilerini düzenler |
| Yargılama Hukuku (Usul Hukuku) | Mahkemelerde davaların nasıl görüleceğini düzenler (ceza/hukuk/idari yargılama usulü) |
| Devletler Genel Hukuku | Devletler ARASI ilişkileri düzenler (uluslararası hukuk) |
Özel Hukuk Dallarının Kısa Tanımları
| Dal | Konusu |
|---|---|
| Medeni Hukuk | Kişilerin kişilik, aile, miras ve eşya (mülkiyet) ilişkilerini düzenler |
| Borçlar Hukuku | Sözleşmelerden ve haksız fiillerden doğan borç ilişkilerini düzenler (Medeni Hukukun bir alt dalı olarak da sınıflandırılabilir) |
| Ticaret Hukuku | Tacirler arası ilişkileri, şirketleri, kıymetli evrakı düzenler |
| Devletler Özel Hukuku | Farklı ülke vatandaşı KİŞİLER arasındaki ilişkilerde hangi ülke hukukunun uygulanacağını belirler |
- Bir tarafta DEVLET (üstün güç olarak) varsa → KAMU HUKUKU.
- İki EŞİT kişi/kurum arasındaysa → ÖZEL HUKUK.
- “Vergi, ceza, idari işlem” → kamu hukuku sözcükleri.
- “Sözleşme, miras, alım-satım” → özel hukuk sözcükleri.
- İş Hukuku HER İKİ yönü de taşır → KARMA.
Ek Terimler ve Ayrıntılar
Kamu Hukuku Dallarını Ezberlemek İçin Kısaltma
Kamu hukukunun yedi dalı baş harflerinden oluşan “CİVAYDİ” kısaltmasıyla akılda tutulabilir: Ceza, İdare, Vergi, Anayasa, Yargılama, Devletler genel hukuku ve İcra-iflas hukuku. Kısaltma yalnızca listenin tamamlanmasına yardım eder; soru “özel hukuk dalı olmayan” biçiminde geldiğinde ise kısaltmadaki her dalı devletin üstün taraf olduğu ilişkiyle eşleştirmek gerekir.
Anayasa Hukukunun Konusu: Şekil, Yapı, Organlar
Anayasa hukuku, devletin şeklini ve yapısını, organlarını ve bu organların görev ve yetkilerini, ayrıca kişilerin temel hak ve özgürlüklerini düzenleyen kamu hukuku dalıdır. Bu tanım içinde üç kavram sık karıştırılır: devletin şekli cumhuriyettir, devletin yapısı ise üniter (tekçi) yapıdır. Devletin üç organı vardır: yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine, yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir; yargı yetkisi ise bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.
Bu üç kavramı ayırmanın en kolay yolu, sorunun neyi sorduğuna bakmaktır: “Devlet nasıl yönetilir” diyorsa şekil (cumhuriyet), “merkezî yönetim mi, birden çok devletçik mi” diyorsa yapı (üniter) kastedilir. Devletin şekli ve yapısının değiştirilemeyeceği Anayasa'nın ilk üç maddesinde güvence altına alınmıştır; bu nedenle bu kavramlar sonraki ünitelerde tekrar karşımıza çıkacaktır.
İcra ve İflas Hukuku: Borçlunun Malvarlığına Devlet Eliyle Ulaşma
İcra ve iflas hukuku, kendi isteğiyle borcunu ve sorumluluğunu yerine getirmeyen kişilere karşı alacaklının devlet gücünü nasıl işletebileceğini düzenler. Alacaklı önce icra dairesine başvurarak takip başlatır; haciz gibi yolları uygulatır. Bu süreçteki itiraz ve şikâyet gibi uyuşmazlıklar icra mahkemesinde, iflasa ilişkin davalar ise asliye ticaret mahkemesinde açılır. Mahkeme kararıyla iflasına hükmedilen kişiye müflis denir.
Devletler Genel Hukukunun Kaynakları
Devletler genel hukuku, bağımsız devletlerin birbirleriyle ve milletlerarası kuruluşlarla ilişkisini düzenler. Bu alanın kaynakları farklı bir sıraya sahiptir: en başta devletler arasındaki andlaşmalar gelir; bunlardan sonra uzun süre uygulanıp hukuki bağlayıcılık kazanan milletlerarası teamül (uluslararası örf ve âdet), ardından mahkeme kararları (içtihat) ve en son bilimsel görüşler (doktrin) yer alır.
Görüldüğü gibi bu sıralama, iç hukukun yazılı ve yazısız kaynak ayrımıyla büyük benzerlik taşır. Devletlerin egemen ve eşit olduğu bir ortamda, tek tek devletlerin yapamayacağı bir zorlayıcı üst otorite bulunmadığından andlaşma ve teamül temel dayanak olarak öne çıkar.
Karma Nitelikli Hukuk Dalları
Bazı hukuk dalları hem kişiler arasındaki eşit ilişkileri hem de devletin düzenleyici müdahalesini içerdiği için “karma” olarak adlandırılır. İş hukukuna ek olarak şu dallar da bu gruba girer:
- Fikir ve sanat eserleri hukuku: yazar, bestecinin eserleri üzerindeki telif hakkını ve patent gibi korumaları düzenler; hak sahibi ile kullanıcı arasında özel hukuk ilişkisi, devletin tescil ve denetimi ile kamu hukuku yönü vardır.
- Hava hukuku: hava sahasının kullanımı, havayolu taşımacılığı ve uçuş güvenliğine dair hem taşıma sözleşmelerini hem de devlet denetimini kapsar.
- Toprak hukuku: tarım arazilerinin korunması, bölünmesi ve kullanımı gibi konularda devletin sınırlamaları ile mülkiyet ilişkilerini birlikte içerir.
- Bankacılık hukuku: banka ile müşteri arasındaki sözleşmeleri, aynı zamanda finansal sistemin devletçe denetlenmesini düzenler.
- Çevre hukuku: doğanın korunması için hem bireylere hem işletmelere yaptırımlar getiren, kamu yükümlülüklerini ve özel hukuk sorumluluklarını birleştiren bir daldır.
Ticaret Hukukunun İç Bölümleri
Ticaret hukuku altı ana kola ayrılır: ticari işletme hukuku, şirketler hukuku, kıymetli evrak hukuku, deniz ticareti hukuku, sigorta hukuku ve taşıma işleri hukuku. Vergi hukuku bu listede yer almaz; çünkü vergi ilişkisinde devlet üstün taraftır ve bu yüzden kamu hukukuna girer. Bir soruda “ticaret hukukunun dallarından biri değildir” seçeneği çoğunlukla kamu hukuku dalıdır.
Uyrukluk, Vatandaşlık ve Vatandaşlığın Kazanılması
Uyrukluk, bir kişiyi ya da şeyi (gemi, uçak) devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağdır. Gerçek kişiler açısından bu bağa vatandaşlık ya da tebaa denir. Devletler özel hukuku, iki farklı uyruklu kişi arasındaki özel hukuk ilişkilerinde hangi ülkenin kanununun uygulanacağını belirlerken sık sık uyruğa başvurur.
Yabancıların Türk vatandaşlığını kazanabilmesi için (genel yolda) aranan başlıca şartlar şunlardır: kendi millî kanununa ve Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, yerleşmeye karar verdiğini davranışıyla göstermek, bulaşıcı bir hastalığı bulunmamak, yeterli düzeyde Türkçe konuşabilmek, iyi ahlak sahibi olmak, kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak ve millî güvenlik ile kamu düzeni bakımından engel teşkil etmemek. Türk vatandaşlığından çıkarma Cumhurbaşkanı kararıyla, çıkma izni ise İçişleri Bakanlığınca verilir.
Kişiler Hukukunun Ayrıntıları
Kişi, Dar ve Geniş Anlamda Kişilik
Hukukta kişi, hak ve borçlara sahip olabilen varlıktır. “Kişilik” sözcüğü dar anlamda yalnızca hak ehliyetini, geniş anlamda ise hak ehliyetiyle birlikte fiil ehliyetini, kişisel durumları ve kişilik haklarını ifade eder. Kişisel durumlar, kişinin evli ya da bekâr, kadın ya da erkek, küçük ya da büyük olması gibi hukuki sonuçları farklı kılan durumlarıdır. Kişilik hakları ise şeref, namus ve haysiyet gibi kişinin manevi değerlerini korur; kişisel durumlar ile kişilik haklarının karıştırılması sık yapılan bir hatadır.
Gerçek Kişiliğin Başlangıcı ve Doğum Bildirimi
Gerçek kişiler insanlardır ve kişilik, çocuğun sağ ve tam olarak doğduğu anda başlar. Çocuğun anasının vücudundan tamamen ayrılıp bir an bile yaşaması kişilik kazanmak için yeterlidir. Doğumdan önce ana rahmine düşmüş çocuğa hukukta cenin denir; cenin, sağ doğması şartıyla bazı haklar (özellikle miras hakkı) bakımından hak ehliyeti kazanır. Örneğin baba doğumdan önce ölmüşse çocuk sağ doğduğunda babasına mirasçı olur; ölü doğarsa hiçbir hak kazanılmamış sayılır.
Doğum, nüfus müdürlüğüne otuz gün içinde bildirilmelidir. Bu bildirimin önemi, kişinin doğum kütüğüne yazılması ve hukuk düzeninin onun varlığından haberdar olmasıdır; çünkü kişiliğin ispatı ancak resmî kayıtlarla mümkündür.
Gerçek Kişiliğin Sona Ermesi: Ölüm, Ölüm Karinesi, Gaiplik
Gerçek kişilik ölümle sona erer; ölüm hukuki bir olaydır. Ölümle birlikte kişiye bağlı haklar ortadan kalkar, mal varlığı hakları ise mirasçılara geçer; ölüm nüfus müdürlüğüne on gün içinde bildirilmelidir. Evlilik de ölümle kendiliğinden sona erer. Kişinin hayatta olup olmadığı nüfus kayıtlarıyla ispat edilir.
Ölümün kesin gözle bakılabilecek olağanüstü durumlarda, cesedin bulunamaması yüzünden bu bildirimin yapılamaması sorun olurdu. Hukuk bu sorunu iki karineyle çözer:
- Ölüm karinesi: uçak ya da gemi kazası, patlama, savaş gibi olaylarda ölüm kesin kabul edilecek biçimde kaybolan kişi, cesedi hiç bulunamasa da hukuken ölmüş sayılır. Bu durumda mahkeme kararına gerek yoktur; nüfus kaydındaki ölüm bilgisi, kişinin bulunduğu yerin en büyük mülki amirinin emriyle düşülür. Mirasçılar mirası teminat verme şartı aranmaksızın devralabilir. Ölüm karinesi ve birlikte ölüm karinesi kesin değil, adi karinedir; yani kişinin hayatta olduğu sonradan ispat edilirse karinenin sonuçları ortadan kalkar.
- Birlikte ölüm karinesi: bir olayda birkaç kişi hayatını kaybetmiş ve ölüm sırası kanıtlanamıyorsa, hepsinin aynı anda öldüğü varsayılır. Aralarında miras ilişkisi bulunan bu kişiler birbirlerine mirasçı olamaz. Örneğin bir trafik kazasında anne ve oğulun ölüm sırası belirsizse biri diğerinin mirasçısı sayılmaz; malvarlıkları kendi yasal mirasçılarına geçer.
Ölüm sayılacak kadar kesin olmayan ama kişiden haber alınamayan durumlarda ise gaiplik devreye girer. Ölüm tehlikesi içinde kaybolan ya da uzun zamandır kendisinden haber alınamayan kişi hakkında ilgililerin talebi üzerine mahkeme gaiplik kararı verebilir. Kararı veren mahkeme, gaibin son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesidir; gaip Türkiye'de hiç yerleşmemişse nüfusa kayıtlı olduğu yerin, orada da kaydı yoksa ana ya da babasının kayıtlı olduğu yerin sulh hukuk mahkemesi yetkilidir. Gaiplik kararı gaibin evliliğini kendiliğinden sona erdirmez; evliliğin bitmesi için ayrıca evliliğin feshi kararı gerekir. Gaibin malları, mirasçılara ancak teminat karşılığında teslim edilir.
- Ölüm tehlikesi içinde kaybolmada gaiplik kararı için gerekli süre bir yıl, mirasın mirasçılara kesin geçmesi için gerekli süre ise beş yıldır (bu süre malların teslim edildiği günden işler).
- Uzun zamandır haber alınamamada gaiplik kararı için gerekli süre beş yıl, mirasın kesin geçmesi için gerekli süre ise onbeş yıldır (bu süre alınan son haber tarihinden başlar).
- Bu sürelere bakılmaksızın gaip yüz yaşına gelmişse, mirasçılar mirası kesin olarak kazanır.
Hak Ehliyetinde Genellik ve Eşitlik İlkeleri
Hak ehliyeti, kişinin herhangi bir işlem yapmasına gerek kalmadan, hak ve borç sahibi olabilme yeteneğidir. Sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren herkes hak ehliyetine sahiptir. Bu ehliyete iki ilke egemendir. Genellik ilkesi, her insanın hak ehliyetinin bulunmasını, tüzel kişiler için ise kanunun öngördüğü biçimde kurulmuş olmayı (kişilik kazanmayı) şart koşar. Eşitlik ilkesi ise haklara ve borçlara sahip olma bakımından herkesin eşit olduğunu ve Türk ya da yabancı, kadın ya da erkek, okumuş ya da cahil, küçük ya da büyük ayrımının hak ehliyetini etkilemediğini kabul eder.
Kütükler: Doğum, Ölüm, Aile, Evlenme
Kişilerin hukuki durumu, nüfus kütüklerindeki kayıtlarla belgelenir. Doğum kütüğü, çocuğun doğum zamanı, doğum yeri, cinsiyeti, adı ve soyadı gibi bilgileri içerir. Ölüm kütüğü ölüm olaylarının kaydedildiği defterdir. Aile kütüğü aynı soydan gelenlerin kayıtlarını tutar; evlenme kütüğü ise evlilik durumunu kayıt altına alır. Sorular çoğunlukla bir bilginin hangi kütükte bulunduğunu tespit ettirmeye yöneliktir; bunun için sorudaki bilgiyi (doğum yeri mi, evlilik mi, ölüm mü) kütükle eşleştirmek yeterlidir.
Hısımlık: Kan Hısımlığı, Kayın Hısımlığı, Evlat Edinme
Hısımlık, kişiler arasındaki aile bağını ifade eder ve üçe ayrılır. Kan hısımlığı birinden birinin üremesiyle doğan bağdır ve alt soy-üst soy ile yan soy olarak ikiye ayrılır. Üst soy; anne, baba, büyükanne, büyükbaba gibi kişileri, alt soy ise çocuk, torun ve torunun çocuğu gibi kişileri kapsar. Yan soy hısımlığı ise ortak kökenden gelenler arasındadır: kardeşler, hala, amca, dayı, teyze ve kardeş çocukları bu gruptadır.
Derece, kişileri birbirine bağlayan doğum sayısıdır. Anne baba ile çocuk arasında bir doğum vardır, bu yüzden birinci derecedir. Kardeşler ortak ebeveynlerine çıkıp inmek gerektiğinden ikinci derece yan soy hısımdır. Yeğen (kardeşin çocuğu) ile hala, amca, dayı ve teyze üçüncü derece, kuzenler (amca, hala, dayı ve teyze çocukları) ise dördüncü derece yan soy hısımdır. Hem anne hem baba ortak ise tam kan hısımlığı, yalnızca biri ortaksa yarım kan hısımlığı vardır. Kan hısımlığında ilk üç derece arasında evlenme yasağı bulunur; dördüncü derece olan kuzenler arasında hukuki bir yasak yoktur.
Kayın hısımlığı evlenmeyle kurulur; eşlerden biri ile diğerinin kan hısımları, aynı tür ve derecede kayın hısımıdır. Kayın hısımlığı evlilik sona erse de bitmez; bu nedenle eşlerden biri, evlilik sona erdikten sonra da diğerinin alt soyu ve üst soyuyla evlenemez. Evlat edinme (yapay hısımlık) ise hukuki bir işlemle kurulur. Evlat edinilen ve alt soyu, evlat edinenin mirasçısı olur; evlat edinen ise evlatlığın mirasçısı sayılmaz. Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuşsa evlat edinebilir; evli kişilerin evlat edinebilmesi için eşleriyle birlikte, en az beş yıldır evli ya da otuz yaşını doldurmuş olmaları aranır.