Bu ünitede sözcüklerin cümle içinde kazandığı anlam değerleri, sözcükler arasındaki anlam ilişkileri, sözcüklere yeni anlam kazandıran aktarma yolları ve kalıplaşmış söz öbekleri incelenir. Sınav bu üniteden çoğunlukla koyu yazılmış ya da altı çizili bir sözcüğün cümleye kattığı anlamı, iki cümlede geçen aynı sözcüğün farklı değerlerini ya da sözcükler arasındaki ilişkiyi sorar.
Ünitenin bütün konularını birbirine bağlayan tek bir ilke vardır: Sözcük hiçbir zaman tek başına değil, içinde bulunduğu cümleyle birlikte değerlendirilir. Aynı sözcük bir cümlede gerçek, başka bir cümlede mecaz; bir bağlamda genel, başka bir bağlamda özel; bir alanda terim, gündelik dilde sıradan bir ad olabilir.
Ünitenin Haritası
Bir sözcüğün kendi anlam katmanları
- Gerçek, yan, mecaz ve terim anlam: Sözcüğün ilk anlamından ne kadar uzaklaştığını ve hangi alana ait olduğunu inceler.
- Somut-soyut, nicel-nitel, genel-özel anlam: Sözcüğün karşıladığı şeyin duyularla algılanıp algılanmadığına, ölçülüp ölçülemediğine ve kapsamının genişliğine bakar.
Sözcükler arasındaki ilişkiler
- Eş anlamlı ve yakın anlamlı sözcükler, karşıt anlamlı sözcükler ve eş sesli (sesteş) sözcükler: İki ya da daha çok sözcüğün anlam ve ses bakımından birbiriyle kurduğu bağı inceler.
Anlam kazandırma yolları
- Ad aktarması, deyim aktarması (kişileştirme, doğallaştırma), duyular arası aktarma, dolaylama ve güzel adlandırma: Sözcüklerin gerçek anlamlarının dışına hangi yollarla çıktığını gösterir.
Kalıplaşmış söz öbekleri
- İkilemeler (ve yansıma sözcükler), deyimler, atasözleri ve özdeyişler: Birden çok sözcüğün bir araya gelerek tek bir anlam birimi oluşturduğu yapıları inceler. Kalıplaşmamış söz öbeklerinin bağlamdan yorumlanması da bu başlıkta ele alınır.
- Bu sözcüğün ilk, sözlükteki anlamı nedir ve cümlede bu anlam korunuyor mu?
- Söylenen ile kastedilen aynı şey mi; değilse aralarındaki bağ benzetme mi, başka bir ilişki mi?
- Bu söz öbeği kalıplaşmış mı; kalıplaşmışsa söyleyeni belli mi, öğüt veriyor mu?
Uygulama Soruları
A) Gözlerini kısarak uzaktaki tabelayı okumaya çalıştı.
B) Çekmecenin gözünde eski fotoğraflar duruyordu.
C) Doktor, hastanın gözünü ayrıntılı biçimde muayene etti.
D) Toz kaçınca gözü kızarmış, sürekli sulanıyordu.
E) Ameliyattan sonra gözü eskisinden iyi görmeye başladı.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde aynı sözcük önce gerçek, sonra mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
A) I ve II
B) II ve III
C) III ve IV
D) IV ve V
E) I ve V
A) Dalgalar kıyıya nazlı nazlı yaklaşıyordu.
B) Salon, sanatçıyı ayakta alkışladı.
C) Bir dakika bekle, hemen geliyorum.
D) İçimde dağlar kadar özlem birikti.
E) Gözleri gece gökyüzündeki yıldızlar gibi parlıyordu.