Üye Ol

Ana sayfa › Konu anlatımları › Türkçe

SÖZCÜKTE ANLAM — KPSS Türkçe Konu Anlatımı

Bu ünitede sözcüklerin cümle içinde kazandığı anlam değerleri, sözcükler arasındaki anlam ilişkileri, sözcüklere yeni anlam kazandıran aktarma yolları ve kalıplaşmış söz öbekleri incelenir. Sınav bu üniteden çoğunlukla koyu yazılmış ya da altı çizili bir sözcüğün cümleye kattığı anlamı, iki cümlede geçen aynı sözcüğün farklı değerlerini ya da sözcükler arasındaki ilişkiyi sorar.

Ünitenin bütün konularını birbirine bağlayan tek bir ilke vardır: Sözcük hiçbir zaman tek başına değil, içinde bulunduğu cümleyle birlikte değerlendirilir. Aynı sözcük bir cümlede gerçek, başka bir cümlede mecaz; bir bağlamda genel, başka bir bağlamda özel; bir alanda terim, gündelik dilde sıradan bir ad olabilir.

Ünitenin Haritası

Bir sözcüğün kendi anlam katmanları

Sözcükler arasındaki ilişkiler

Anlam kazandırma yolları

Kalıplaşmış söz öbekleri

💡 Bilgi: Konular birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Ad aktarması, deyim aktarması ve dolaylama mecaz anlam üretmenin yollarıdır; yan anlam ile eş seslilik çok anlamlılığın sınırını belirler; deyim, atasözü ve özdeyiş ise kalıplaşmanın farklı düzeyleridir. Bir alt konuyu çalışırken komşu konularla karşılaştırma kutularına özellikle dikkat edin.
📌 KPSS'de sık çıkan: Bu ünitenin soruları çoğu zaman tek bir kavramı değil, iki kavram arasındaki sınırı ölçer: yan anlam mı mecaz mı, eş seslilik mi çok anlamlılık mı, ad aktarması mı kişileştirme mi, dolaylama mı güzel adlandırma mı, deyim mi atasözü mü? Her alt konunun sonundaki karşılaştırma kutuları bu sınırları göstermek için hazırlanmıştır.
🧠 Pratik bilgi: Ünite boyunca kullanılacak üç soru
  • Bu sözcüğün ilk, sözlükteki anlamı nedir ve cümlede bu anlam korunuyor mu?
  • Söylenen ile kastedilen aynı şey mi; değilse aralarındaki bağ benzetme mi, başka bir ilişki mi?
  • Bu söz öbeği kalıplaşmış mı; kalıplaşmışsa söyleyeni belli mi, öğüt veriyor mu?

Uygulama Soruları

✏️ Örnek 1
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "göz" sözcüğü yan anlamıyla kullanılmıştır?
A) Gözlerini kısarak uzaktaki tabelayı okumaya çalıştı.
B) Çekmecenin gözünde eski fotoğraflar duruyordu.
C) Doktor, hastanın gözünü ayrıntılı biçimde muayene etti.
D) Toz kaçınca gözü kızarmış, sürekli sulanıyordu.
E) Ameliyattan sonra gözü eskisinden iyi görmeye başladı.
Çözüm: B. Bu seçenekte "göz", biçim ve işlev benzerliğiyle çekmecenin bölmesine aktarılmıştır; gerçek (organ) anlamıyla bağı hâlâ hissedildiği ve sözcük yine somut bir parçayı gösterdiği için yan anlamdır. A, C, D ve E seçeneklerinde "göz" doğrudan görme organını karşıladığından gerçek anlamda kullanılmıştır; bu dört seçenekte hiçbir aktarma ya da soyutlaşma yoktur.
✏️ Örnek 2
(I) Sabahın köründe yola çıktık. (II) Yol boyunca keskin virajlarla karşılaştık. (III) Mola verdiğimiz tesiste sıcak bir çorba içtik. (IV) Tesisin sahibi bizi sıcak bir ilgiyle karşıladı. (V) Akşama doğru şehrin ışıkları görünmeye başladı.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde aynı sözcük önce gerçek, sonra mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
A) I ve II
B) II ve III
C) III ve IV
D) IV ve V
E) I ve V
Çözüm: C. III. cümlede "sıcak" sözcüğü çorbanın ısı derecesini bildirir; bu, sözcüğün gerçek anlamıdır. IV. cümlede ise "sıcak ilgi" tamlamasında "sıcak" fiziksel bir ısıyı değil içtenlik, samimiyet gibi soyut bir niteliği anlatır; bu da mecaz anlamdır. Aynı sözcüğün önce gerçek sonra mecaz anlamda kullanıldığı tek çift III-IV'tür; diğer seçeneklerdeki cümle çiftlerinde ortak ve karşılaştırılabilir bir sözcük kullanımı yoktur.
✏️ Örnek 3
"Bu yaz bütün Türkiye o diziyi konuştu." cümlesindeki söz sanatı aşağıdakilerin hangisinde vardır?
A) Dalgalar kıyıya nazlı nazlı yaklaşıyordu.
B) Salon, sanatçıyı ayakta alkışladı.
C) Bir dakika bekle, hemen geliyorum.
D) İçimde dağlar kadar özlem birikti.
E) Gözleri gece gökyüzündeki yıldızlar gibi parlıyordu.
Çözüm: B. Soru kökündeki cümlede "Türkiye" (yer adı) söylenmiş, kastedilen ise "Türkiye'de yaşayanlar"dır: Bu, yer-insan ilişkisine dayanan bir ad aktarmasıdır. B seçeneğinde de "salon" sözcüğüyle salonun içindeki izleyiciler kastedildiğinden aynı sanat kullanılmıştır. A'da dalgaların insana özgü bir davranışla ("nazlı nazlı") anlatılması kişileştirmedir; C'de "bir dakika" yalnızca kısa bir süre bildiren kalıplaşmış bir söyleyiştir, ad aktarması içermez; D'de "dağlar kadar" ifadesiyle abartma, E'de "gibi" ile kurulmuş açık bir benzetme vardır.
Bu konunun testlerini çözmek ister misin?

Türkçe dersinin bu ünitesindeki testler üye olmadan da açık. Bütün üniteler, deneme sınavları ve sana özel çalışma programı için ücretsiz üye ol.

Üye olmadan dene / Üye ol