Üye Ol

Ana sayfa › Konu anlatımları › Türkçe

Deyimler — KPSS Türkçe Konu Anlatımı

🔑 Deyim: En az iki sözcükten oluşan, çoğunlukla sözcüklerin gerçek anlamlarının dışında yeni ve çekici bir anlam taşıyan, bir durumu, davranışı ya da kavramı kısa yoldan ve etkili biçimde anlatan kalıplaşmış söz öbeğidir: kılı kırk yarmak (aşırı titiz davranmak), içi içine sığmamak (sabırsızlanmak, çok heyecanlanmak), kulak asmamak (önemsememek).

Deyimler bir dilin ortak hafızasıdır. Bir toplum, sık yaşadığı durumları anlatmak için zamanla kısa ve renkli kalıplar üretir; bu kalıplar kuşaktan kuşağa aktarılarak dilin kalıcı parçası olur. Deyimi kullanan kişi, uzun bir açıklama yapmak yerine herkesin tanıdığı bir görüntüyü çağırır: "Pire için yorgan yaktı." demek, "Küçük bir zarardan kurtulmak için çok daha büyük bir zarara katlandı." demekten hem kısa hem de akılda kalıcıdır.

Bir Söz Öbeğini Deyim Yapan Nitelikler

Kalıplaşma: Sözcükler ve sıraları değiştirilemez

Deyimin sözcükleri yerine eş anlamlıları konamaz, sözcüklerin sırası da değiştirilemez. "İki ayağı bir pabuca girmek" yerine "iki ayağı bir terliğe girmek", "ipe un sermek" yerine "ipe şeker sermek" denemez; "kendi çalıp kendi oynamak" kalıbı da "kendi oynayıp kendi çalmak" biçimine sokulamaz. Kalıp bozulduğunda ortaya ya anlamsız bir söz ya da gerçek anlamlı sıradan bir cümle çıkar.

Çekime açıklık

Kalıplaşma, deyimin donmuş olduğu anlamına gelmez. Deyimin sonundaki fiil kişiye, zamana ve kipe göre çekimlenebilir: "Uyarılarıma kulak asmadı." (geçmiş zaman, üçüncü kişi), "Bu dedikodulara kulak asmayacaksın." (gelecek zaman, ikinci kişi), "Böyle sözlere kulak asmamalıyız." (gereklilik, birinci çoğul kişi). Değişmeyen şey, deyimin sözcükleri ve onların sırasıdır.

Araya sözcük girebilmesi

Anlam ve dizilişi bozulmamak kaydıyla deyimin ögeleri arasına başka sözcükler girebilir: "Söylediklerime kulak bile asmadı.", "Haberi duyunca dili adeta tutuldu." Bu sözcükler deyimin kalıbını değiştirmez, yalnızca anlatımı vurgular.

Biçim: Çoğunlukla mastar, kimi zaman cümle

Sözlüklerde deyimler genellikle mastar biçiminde, yani bir eylem bildirecek şekilde yer alır: "dereyi görmeden paçaları sıvamak", "pire için yorgan yakmak". Bazı deyimler ise kendi başına bir cümle görünümündedir: "Ağzı var dili yok." (çok sessiz, kendini savunamayan biri), "Hem kel hem fodul." (kusurlu olduğu hâlde kendini beğenen kişi). Cümle biçiminde olmaları onları atasözü yapmaz; çünkü bir öğüt değil, bir kişinin ya da durumun niteliğini bildirirler.

Deyimlerde Gerçek ve Mecaz

Deyimlerin büyük çoğunluğu mecaz anlamlıdır: "içi içine sığmamak" kişinin bedenine sığmadığını değil, aşırı heyecanını; "burnu havada olmak" burnunun yukarıda durduğunu değil, kibirli olduğunu anlatır. Bununla birlikte bazı deyimler sözcüklerin gerçek anlamlarıyla kurulur ve olduğu gibi anlaşılır: "ağzına bir lokma koymamak" (hiçbir şey yememek), "yerinden kıpırdamamak" (hiç hareket etmemek), "sesini çıkarmamak" (hiç konuşmamak). Bu deyimler mecaz içermese de kalıplaşmış oldukları için deyim sayılır.

💡 Bilgi: Deyimlerin içinde başka anlatım araçları da bulunabilir. "Kedi gibi dört ayak üstüne düşmek" deyiminde bir benzetme, "baş başa vermek" ve "göz göre göre" deyimlerinde birer ikileme, "burnundan solumak" deyiminde ise bir abartma vardır. Deyimler, kendi içlerinde başka söz sanatlarını barındırdıkları için anlatımı katmanlı ve etkili kılar.

Deyim ile Atasözü Arasındaki Sınır

⚖️ Deyim – Atasözü
Amaç: Deyim bir durumu, davranışı ya da kavramı adlandırır; öğüt vermez. Atasözü ise bir yargı bildirir, öğüt verir ya da ders çıkarır.
Biçim: Deyim çoğunlukla mastar ya da sözcük öbeği hâlindedir; cümle biçimli olanlar azınlıktadır. Atasözü her zaman bir yargı cümlesidir.
Çekim: Deyim, cümle içinde kişiye ve zamana göre çekimlenir. Atasözünün biçimi değişmez; içindeki kip sabittir.
Örnek: "Kılı kırk yarmak" (deyim: titiz davranmak) / "Acele işe şeytan karışır." (atasözü: aceleyle yapılan işte hata çıkar).
⚠️ Önemli: Cümle biçimindeki deyimler en sık yapılan hatanın kaynağıdır. "Ağzı var dili yok." bir cümledir ama kimseye öğüt vermez, hiçbir genel kural koymaz; yalnızca bir kişinin sessizliğini anlatır. Bir sözün atasözü mü deyim mi olduğuna karar verirken biçime değil, sözün bir yargı ve öğüt taşıyıp taşımadığına bakın.

Kalıplaşmamış Söz Öbeklerini Yorumlama

Sınavda yalnızca deyimler değil, yazarın o metin için kurduğu ve sözlükte bulunmayan mecazlı söz öbekleri de sorulur. Bu öbekler kalıplaşmamıştır; anlamları bağlamdan çıkarılır. Bu işe söz yorumu denir. "Yazar, hikâyenin ipini elinden kaçırmış." cümlesindeki öbek bir deyim değildir, ama "anlattığı olayların akışını yönetemez hâle gelmek" gibi açık bir mecaz anlam taşır.

  1. Öbeği önce gerçek anlamıyla canlandırın: Elinden ip kaçan biri neyi kaybeder? (Bir şeyi yönlendirme, tutma gücünü.)
  2. Bu gerçek görüntünün metindeki karşılığını bulun: Metin bir romandan söz ediyorsa "ip", olayların akışıdır.
  3. Öbekten önceki ve sonraki cümlelerde anlamı doğrulayan ipuçlarını arayın.
  4. Seçeneklere ancak bu iki adımdan sonra bakın; çeldiriciler genellikle öbeğin yalnızca gerçek anlamını ya da metnin başka bir yerindeki bilgiyi tekrarlar.

Örneklerle Pekiştirme

📌 KPSS'de sık çıkan: Deyim soruları dört kalıpta yoğunlaşır: (1) "Hangisinde deyim, açıklamasıyla birlikte verilmiştir?" (2) "Hangisinde deyim gerçek anlamıyla kullanılmıştır?" (3) Bir paragrafta altı çizili deyimin ya da söz öbeğinin anlamını seçme, (4) Bir cümledeki boşluğa anlamca uygun deyimi yerleştirme. Deyim-atasözü ayrımı da zaman zaman ayrıca sorulur.
🧠 Pratik bilgi: Deyim sorularında hız kazanmak
  • Kalıp kontrolü: Sözcüklerden birini eş anlamlısıyla değiştirmeyi deneyin; söz tuhaflaşıyorsa kalıplaşmış bir deyimle karşı karşıyasınız.
  • Açıklama arayın: "yani, başka bir deyişle, kısacası" gibi sözcüklerden sonra deyimin anlamı veriliyorsa "açıklamasıyla birlikte" sorusunun cevabıdır.
  • Öğüt testi: Söz bir ders ya da genel kural veriyorsa atasözü, yalnızca bir durumu anlatıyorsa deyimdir.
  • Gerçek anlamlı deyimleri ayrı not edin: "ağzına bir lokma koymamak, yerinden kıpırdamamak, sesini çıkarmamak".

Çözümlü Örnekler

✏️ Örnek 1
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, açıklamasıyla birlikte verilmiştir?
A) Arkadaşının uyarılarına hiç kulak asmadı.
B) Toplantıda kılı kırk yardı, yani en küçük ayrıntıyı bile tek tek inceledi.
C) Sınav sonucunu görünce bir an dili tutuldu.
D) Daha işe başlamadan dereyi görmeden paçaları sıvadı.
E) Bu işte onun da parmağı olduğunu herkes biliyor.
Çözüm: B. "Kılı kırk yarmak" deyiminin anlamı, "yani" sözcüğünden sonra "en küçük ayrıntıyı bile tek tek incelemek" biçiminde açıklanmıştır. Diğer seçeneklerde deyimler (kulak asmamak, dili tutulmak, dereyi görmeden paçaları sıvamak, parmağı olmak) kullanılmış, ancak anlamları cümlede ayrıca verilmemiştir.
✏️ Örnek 2
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyimin kalıbı bozulmuştur?
A) Tatile çıkacaklarını duyunca içi içine sığmadı.
B) Teklif henüz kesinleşmeden dereyi görmeden paçaları sıvadı.
C) Sevdiği arkadaşını görünce ağzı kulaklarına vardı.
D) İşleri yoluna koyamayınca iki ayağı bir terliğe girdi.
E) Kaygıdan gece boyunca gözüne uyku girmedi.
Çözüm: D. Deyimin doğru biçimi "iki ayağı bir pabuca girmek"tir (çok sıkışmak, telaşa düşmek). Deyimlerde sözcükler eş anlamlı ya da yakın anlamlı başka sözcüklerle değiştirilemez; "pabuç" yerine "terlik" getirilince kalıp bozulmuştur. Diğer deyimler doğru kullanılmıştır.
✏️ Örnek 3
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim gerçek anlamıyla kullanılmıştır?
A) Hastalandığı gün ağzına bir lokma koymadı.
B) Ailesinin öğütlerine hiç kulak asmadı.
C) O hatadan sonra yöneticilerin gözünden düştü.
D) Ödülü aldıktan sonra burnu havada dolaşmaya başladı.
E) Küçük bir tasarruf için pire için yorgan yaktı.
Çözüm: A. "Ağzına bir lokma koymamak", sözcüklerin gerçek anlamlarıyla anlaşılan bir deyimdir: hiçbir şey yememek. B'de "önemsememek", C'de "değerini yitirmek", D'de "kibirlenmek", E'de "küçük bir zarardan kaçarken büyük bir zarara uğramak" anlamları mecazdır.
✏️ Örnek 4
Aşağıdakilerden hangisi bir atasözü değil, cümle biçiminde kalıplaşmış bir deyimdir?
A) Damlaya damlaya göl olur.
B) Erken kalkan yol alır.
C) Acele işe şeytan karışır.
D) Sakla samanı, gelir zamanı.
E) Ağzı var dili yok.
Çözüm: E. "Ağzı var dili yok" bir cümle görünümündedir, ancak bir öğüt vermez ya da genel bir yargı ortaya koymaz; yalnızca çok sessiz, kendini savunamayan bir kişiyi niteler. Bu yüzden deyimdir. Diğer seçenekler, toplumun deneyimine dayalı genel yargı ve öğüt bildiren atasözleridir.
✏️ Örnek 5
Genç romancı, ilk kitabında okuru elinden tutup bir kasabanın sokaklarında gezdiriyor. Ne var ki sayfalar ilerledikçe yazarın hikâyenin ipini elinden kaçırdığı görülüyor: Kişiler birbirine karışıyor, başlatılan olaylar yarım kalıyor, son bölümde de hiçbir düğüm çözülmüyor.

Bu parçada koyu yazılmış sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kişi sayısını gereğinden fazla artırmak
B) Betimlemelere aşırı yer vermek
C) Anlattığı olayların akışını yönetemez hâle gelmek
D) Okurun beklentilerini önemsememek
E) Dili özensiz ve dağınık kullanmak
Çözüm: C. Öbek kalıplaşmış bir deyim değildir; anlamı bağlamdan çıkarılır. Elindeki ipi kaçıran kişi, tuttuğu şeyi yönlendirme gücünü kaybeder. Sonraki cümledeki "kişiler birbirine karışıyor, olaylar yarım kalıyor, düğüm çözülmüyor" ifadeleri de yazarın olay örgüsünü denetleyemediğini doğrular. A, kişilerin karışması bilgisini yanlış biçimde genelleştiren bir çeldiricidir.
✏️ Örnek 6
Deyimlerle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
A) En az iki sözcükten oluşur.
B) Sözcükleri eş anlamlılarıyla değiştirilemez.
C) Cümle içinde kişiye ve zamana göre çekimlenebilir.
D) Atasözleri gibi her zaman bir öğüt ya da genel yargı bildirir.
E) Bazıları sözcüklerin gerçek anlamlarıyla kurulmuştur.
Çözüm: D. Deyimler bir durumu, davranışı ya da kavramı anlatır; öğüt vermek ya da genel bir kural koymak atasözünün işlevidir. Deyimi atasözünden ayıran temel ölçüt de budur. Diğer yargılar deyimlerin doğru nitelikleridir.
Bu konunun testlerini çözmek ister misin?

Türkçe dersinin bu ünitesindeki testler üye olmadan da açık. Bütün üniteler, deneme sınavları ve sana özel çalışma programı için ücretsiz üye ol.

Üye olmadan dene / Üye ol