Dolaylamada kavramın kendi adı söylenmez; onun yerine dinleyenin zihninde o kavramı canlandıracak bir tanım ya da imge sunulur. Deve, kumların üstünde yük taşıyarak ilerleyişiyle bir gemiye; Mars, yüzeyinin rengiyle kızıl bir gökcismine dönüşür. Böylece anlatım hem çeşitlenir hem de kavramın en akılda kalan yönü öne çıkarılmış olur.
Dolaylama Neden Kullanılır?
- Anlatımı güçlendirmek ve renklendirmek için: "Kızıl gezegene gönderilen araç ilk fotoğraflarını yolladı." cümlesi, yalnızca "Mars" demekten daha canlı bir görüntü sunar.
- Tekrardan kaçınmak için: Bir metinde aynı ad sürekli geçiyorsa yazar, okuru yormamak için o adın yerine bilinen bir dolaylamayı kullanır. Spor haberlerinde ve gezi yazılarında bu yola çok sık başvurulur.
- Saygı ve övgü bildirmek için: Bir kişiyi adıyla değil, onun en büyük niteliğini öne çıkaran bir sıfatla anmak saygının göstergesidir: "Ulu Önder" (Atatürk), "Muallim-i Sani", yani ikinci öğretmen (Farabi).
- Bir özelliği vurgulamak için: "Yaşlı kıta" denildiğinde Avrupa'nın köklü geçmişi, "dünyanın çatısı" denildiğinde bir bölgenin yüksekliği öne çıkarılır.
Dolaylamanın Yapısı
Sıfat ya da tamlama kalıbı
Dolaylamaların büyük çoğunluğu sıfat tamlaması ("kızıl gezegen, sihirli kutu, yaşlı kıta") ya da isim tamlaması ("çöl gemisi, ormanlar kralı, dünyanın çatısı") biçimindedir. Tamlamanın bir ögesi kavramın ait olduğu alanı, öteki ögesi onu benzersiz kılan özelliği gösterir: "çöl" devenin yaşam alanını, "gemi" ise yük taşıyarak ilerleme biçimini anlatır.
Benzetme ve aktarma ile bağlantısı
Pek çok dolaylamanın içinde gizli bir benzetme vardır: "çöl gemisi" deveyi gemiye, "demir ağlar" demiryollarını bir ağa benzetir. Bu yüzden dolaylamalar mecaz anlam taşır; öbeği oluşturan sözcükler gerçek anlamlarında kullanılmamıştır. Bununla birlikte bazı dolaylamalar benzetme içermeden, yalnızca nesnel bir özelliği tanımlar: "mavi gezegen" (Dünya), yüzeyinin büyük bölümünü kaplayan sular nedeniyle bu adı alır.
Dolaylamayı Komşu Kavramlardan Ayırmak
Örnek Dolaylamalar
- "çöl gemisi" → deve
- "ormanlar kralı" → aslan
- "kızıl gezegen" → Mars; "mavi gezegen" → Dünya
- "yaşlı kıta" → Avrupa; "kara kıta" → Afrika
- "doğan güneş ülkesi" → Japonya; "dünyanın çatısı" → yüksek Orta Asya platoları
- "sihirli kutu" → televizyon; "demir ağlar" → demiryolları
- "Ulu Önder" → Atatürk; "Muallim-i Sani" → Farabi
- "Bu öbek aslında neyi anlatıyor?" sorusunu sorun; cevap tek bir sözcükse ve o sözcük metinde geçmiyorsa dolaylama olabilir.
- Öbeğin en az iki sözcükten oluştuğunu kontrol edin; tek sözcüklük yer değiştirmeler genellikle ad aktarmasıdır.
- Kavramda kaçınılan, yumuşatılan bir yön varsa güzel adlandırmaya yönelin.
- Öbek bir benzetme içeriyorsa bile, yerleşmiş bir kavram adının yerini tutuyorsa dolaylama olarak değerlendirin.
Çözümlü Örnekler
A) Bu akşam bütün köy düğün evindeydi.
B) Rüzgâr bütün gece pencerede inledi.
C) Çöl gemileri, yorgun kervanı sonunda vahaya ulaştırdı.
D) Komşumuz geçen hafta vefat etti.
E) Odaya keskin bir koku yayılmıştı.
A) çöl gemisi → deve
B) ormanlar kralı → aslan
C) kızıl gezegen → Mars
D) yaşlı kıta → Avrupa
E) kara kıta → Asya
A) Mahallenin en yaşlı sakini geçen ay aramızdan ayrıldı.
B) Doğan güneş ülkesine yaptığı gezi hayatını değiştirdi.
C) Ameliyattan sonra görme engelliler derneğine üye oldu.
D) Bu ilacı kötü hastalığa yakalananlara veriyorlar.
E) Dedem artık ileri yaşta olduğu için yalnız yolculuk yapmıyor.
A) Sanatçı, Japonya'daki konserinde büyük ilgi gördü.
B) Sihirli kutunun karşısında saatlerce oturmak çocukları hareketsizleştiriyor.
C) Ulu Önder'in sözleri bugün de yol göstericidir.
D) Cumhuriyetin ilk yıllarında yurt demir ağlarla örüldü.
E) Dağcılar, dünyanın çatısına tırmanmak için yola çıktı.
A) Tek sözcükle anlatılabilecek bir kavramı birden çok sözcükle anlatır.
B) Çoğu zaman yerleşmiş ve kalıplaşmış bir öbektir.
C) İçinde gizli bir benzetme bulunabilir.
D) Dolaylamada kavramın gerçek adı da öbeğin içinde mutlaka geçer.
E) Kişiler, yerler ve hayvanlar için kullanılabilir.