Terim anlamı gerçek ve mecaz anlamdan ayıran şey, sözcüğün bir uzmanlık alanına bağlanmasıdır. Aynı sözcük günlük dilde sıradan anlamıyla dolaşırken bir alanın içine girdiğinde daralır, keskinleşir ve o alanda çalışan herkesin aynı şekilde anladığı bir kavram adı olur.
Terimlerin Ortak Nitelikleri
- Tanımları kesindir: "Enflasyon" bir ekonomistten ötekine farklı anlaşılmaz; yorum payı yok denecek kadar azdır.
- Alan içinde tek anlamlıdır: Bir alanda kullanılan terim o alanda tek bir kavramı karşılar; aynı alanda ikinci bir anlam taşıması karışıklık doğurur.
- Çoğu uluslararasıdır: "Atom, protein, sentez" gibi pek çok terim birçok dilde benzer biçimde kullanılır; bu, bilimsel iletişimi kolaylaştırır.
- Bir kısmı Türkçe karşılıklarla yer değiştirir: "Müsellesten üçgene", "mefulden nesneye" gibi değişimler dilde terim üretiminin canlı olduğunu gösterir.
Bu nitelikler, terimin neden sınavda ayrı bir anlam türü olarak sorulduğunu da açıklar: Gerçek anlam herkesin bildiği gündelik karşılıktır, mecaz anlam yoruma dayanır; terim ise ancak alanı bilen kişinin tam olarak kavrayabildiği teknik bir karşılıktır.
Alanlara Göre Terim Örnekleri
Aşağıdaki gruplama, terimin hemen her alanda bulunduğunu göstermek için hazırlanmıştır. Sınavda sorulan cümlelerin bağlamı genellikle bu alanlardan birine işaret eder:
- Hukuk: dava, temyiz, vekâlet, beraat, tanık, istinaf
- Tıp: tansiyon, nabız, kangren, teşhis, anestezi, kırık
- Denizcilik: pruva, pupa, iskele, sancak, demir atmak, rıhtım
- Spor: ofsayt, korner, smaç, penaltı, set, tur
- Ekonomi: arz, talep, faiz, enflasyon, bütçe, kur
- Fizik: kuvvet, ivme, sürtünme, kütle, enerji, basınç
- Edebiyat: redif, beyit, mısra, nazım, olay örgüsü, kahraman
- Tiyatro ve sinema: sahne, dekor, kulis, suflör, senaryo, kurgu
Bir Sözcük, Dört Ayrı Kimlik
Terim anlamın bağlama bağlı olduğunu görmek için "kök" sözcüğünü farklı cümlelerde izleyelim:
Dört cümlede de aynı ses dizisi vardır, ama sözcüğün kimliğini belirleyen tek şey çevresindeki sözcüklerdir. "Sözcüğün kökü" denince dil bilgisi, "karekök" denince matematik, "çınarın kökü" denince bitki dünyası devreye girer. Sözcüğün terim sayılıp sayılmayacağına sözlükten değil, cümlenin hangi alanı konuştuğundan karar verilir.
Benzer çiftler
- "Taban": "Üçgenin tabanı altı santimetredir." (geometri terimi) / "Ayağının tabanı su topladı." (gerçek anlam) / "Parti tabanından tepki aldı." (mecaz: üyeler, destekçiler)
- "Kuvvet": "Cisme uygulanan kuvvet iki katına çıktı." (fizik terimi) / "Yaşına göre çok kuvvetli bir çocuk." (gündelik anlam)
- "Işın": "Bir noktadan başlayıp sonsuza uzanan çizgiye ışın denir." (geometri terimi) / "Pencereden süzülen ışınlar odayı ısıttı." (gerçek anlam)
Alan Adı Tuzağı
Bir bilim, sanat ya da meslek dalının kendi adı söylendiğinde terim anlam oluşmaz. "Hukuk fakültesini kazandı.", "Astronomiye küçük yaşta merak saldı.", "Tarih dersinde sınav yapıldı." cümlelerinde "hukuk, astronomi, tarih" birer alan adıdır; o alanın içindeki bir kavramı değil, alanın kendisini gösterir. Terim ise alanın içinde çalışılan kavramdır: hukukta "temyiz", astronomide "yörünge", tarihte "kronoloji" gibi.
Terimden Günlük Dile, Gerçekten Mecaza
Terimler bir alanın içinde doğar ama zamanla günlük konuşmaya sızabilir. Bu geçiş sırasında çoğu kez mecaz bir anlam kazanırlar. "Kangren" tıpta dokunun beslenemeyip ölmesidir; "Mahalledeki çöp sorunu kangrene döndü." dendiğinde ise çözülemeyecek kadar ağırlaşmış bir durumu anlatır. "Teşhis koymak" hekimin işidir; "Ekonomist, piyasanın sorununa doğru teşhis koydu." cümlesinde sözcük mecazlaşmıştır.
Bu tür geçişler, bir sözcüğün hem terim hem mecaz olarak aynı anda yaşayabileceğini gösterir. Soru çözerken cümlenin gerçekten o uzmanlık alanını mı konuştuğuna, yoksa uzmanlık alanından ödünç alınmış bir görüntüyle başka bir konuyu mu anlattığına bakılmalıdır.
- Cümle hangi alanı konuşuyor? Bir mahkeme, bir maç, bir laboratuvar ya da bir gemi sahnesi varsa sözcük o alanın terimi olabilir.
- Sözcüğü o alanı hiç bilmeyen birine açıklamak için tanım vermeniz gerekiyorsa terimdir.
- Alanın adını değil, alanın içindeki kavramı arayın.
- Terim bir başka konuyu anlatmak için ödünç alınmışsa ("röntgenini çekmek", "frene basmak") artık mecazdır.
Çözümlü Örnekler
A) Avukat, yerel mahkemenin kararını temyize taşıdı.
B) Hakem, golü ofsayt gerekçesiyle iptal etti.
C) Geminin pruvası dalgaları yararak ilerliyordu.
D) Bu meseleyi bir de ahlaki boyutuyla ele alalım.
E) Hemşire, hastanın tansiyonunu iki saatte bir ölçtü.
A) "Gözlükçü" sözcüğünün kökü "göz"dür.
B) Fırtınada yaşlı çınar kökünden söküldü.
C) Bu anlaşmazlığın kökü yıllar öncesine dayanıyor.
D) Yüz kırk dördün karekökü on ikidir.
E) Ailesinin kökleri dağ köylerine uzanıyordu.
A) Liseyi bitirince hukuk okumaya karar verdi.
B) Astronomi, çocukluğundan beri ilgisini çekiyordu.
C) Şair, gazelinin her beytinde aynı redifi kullanmış.
D) Tarih kitapları kütüphanenin en çok ziyaret edilen bölümüydü.
E) Felsefe bölümünü birincilikle bitirdi.
A) Doktor, hastanın ayağında kangren başladığını söyledi.
B) Hakem, penaltı noktasını gösterince tribünler sustu.
C) Öğretmen, asitlerin metallerle tepkimesini deneyle gösterdi.
D) Pilot, inişe geçmeden önce iniş takımlarını açtı.
E) Mahalledeki otopark sorunu artık kangrene dönmüştü.
A) Belirli bir uzmanlık alanına ait bir kavramı karşılar.
B) Bir sözcük terim anlamı kazandığında artık başka hiçbir anlamda kullanılamaz.
C) Bilim ya da sanat dalının adı tek başına terim sayılmaz.
D) Bir sözcüğün terim olup olmadığı içinde bulunduğu cümleye göre belirlenir.
E) Bazı terimler zamanla günlük dile geçip mecaz anlam kazanabilir.