İkilemeler Türkçenin en canlı anlatım araçlarındandır. Tek bir sözcükle anlatılabilecek bir durum, ikilemeyle hem daha etkili hem de daha ritimli hâle gelir: "Yavaşça yürüdü." ile "Ağır aksak yürüdü." arasında yalnızca anlam değil, duygu ve görüntü farkı da vardır. İkilemeler aynı zamanda kalıplaşmış öbeklerdir; ögelerinin sırası çoğu zaman değiştirilemez ("az çok" denir, "çok az" başka bir anlam taşır).
Ögelerin Anlamına Göre İkilemeler
Bir ikilemenin türü, onu oluşturan sözcüklerin anlamlı olup olmamasına ve birbirleriyle kurdukları anlam ilişkisine göre belirlenir. Bu bakımdan ikilemeleri üç büyük aile içinde toplayabiliriz:
1) Her iki ögesi de anlamlı olanlar
- Aynı sözcüğün tekrarı: "derin derin" iç çekmek, "tek tek" saymak, "bölük bölük" gelmek, "ince ince" doğramak
- Eş anlamlı sözcükler: "sağ salim" dönmek, "yorgun argın" gelmek, "akıllı uslu" oturmak
- Yakın anlamlı sözcükler: "iş güç" sahibi olmak, "bağ bahçe" işleri, "ev bark" kurmak, "toz toprak" içinde kalmak
- Karşıt anlamlı sözcükler: "az çok" bilmek, "alt üst" olmak, "irili ufaklı" taşlar, "sağlı sollu" dizilmek
2) En az bir ögesi anlamsız olanlar
- Biri anlamlı, öteki anlamsız: "yırtık pırtık", "çoluk çocuk", "boylu poslu", "ufak tefek". Anlamsız öge çoğu zaman anlamlı ögenin sesine benzetilerek türetilmiştir.
- İkisi de anlamsız: "abur cubur", "süklüm püklüm", "apar topar". Ögeler tek başına hiçbir şey ifade etmez, ama birlikte kalıplaşmış bir anlam taşır.
- "m" sesiyle kurulanlar: "kitap mitap", "çay may", "para mara". Anlamlı sözcüğün ilk sesi "m"ye çevrilerek ikinci öge üretilir; bu kullanım "ve benzerleri" anlamı katar ya da küçümseme bildirir. Ögelerden biri anlamsız olduğu için bu tür, bir önceki grubun özel bir biçimidir.
3) Ses taklidine dayananlar
- "Saat duvarda tıkır tıkır işliyordu."
- "Kuru dallar ayağımızın altında çatır çatır kırıldı."
- "Rüzgârda yapraklar hışır hışır sallanıyordu."
- "Çocuklar köşede mırıl mırıl konuşuyordu."
Bu son grup, Türkçenin ses taklidiyle sözcük üretme gücünü gösterir ve bu yüzden aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
Ses Taklidinden Doğan Sözcükler: Yansımalar
Bir sözcüğün yansıma sayılabilmesi için çıkış noktasının mutlaka bir ses olması gerekir. Gözle algılanan parlama ya da hareket bildiren tekrarlar, kulağa yansıma gibi gelse de yansıma değildir: "Deniz güneşin altında parıl parıl parlıyordu." cümlesindeki "parıl parıl" bir ışığı; "Gözleri fıldır fıldır dönüyordu." cümlesindeki "fıldır fıldır" bir hareketi anlatır. Bunlar sesle değil görmeyle ilgili olduğundan yansıma sayılmaz.
Yansımalar Türkçede yeni sözcüklerin de kaynağıdır. "-da/-de" ve "-la/-le" gibi eklerle fiil, bu fiillerden de ad türetilir: "gıcır → gıcırdamak → gıcırtı", "şırıl → şırıldamak → şırıltı", "gür → gürlemek" ve "gürül → gürültü". Bu yüzden "gürültü", "çatırtı" ya da "gıcırdamak" da yansıma kökenli sözcüklerdir.
Biçimine Göre İkilemeler
İkilemeler yalnızca yan yana iki sözcükle değil, çeşitli eklerle ve kalıplarla da kurulabilir:
- Tamlama kalıbıyla: "Yiğitler yiğidi bir delikanlıydı." Aynı sözcük, ilgi ve iyelik ekiyle tamlama biçiminde tekrarlanır ve "en ..." anlamı kazanır.
- Hâl ekleriyle: "Mektup elden ele dolaştı.", "Uzun süre yüz yüze konuştular." Ögelerden biri ya da her ikisi bir hâl eki alır.
- Soru ekiyle: "Temiz mi temiz bir oda tuttuk.", "Uzun mu uzun bir yolculuktu." Araya giren soru eki pekiştirme yapar.
- Zarf-fiil ekleriyle: "Çocuklar düşe kalka büyür.", "Konuklarını güle güle uğurladı."
- Deyim ve atasözü içinde: "Sorunu çözmek için baş başa verdiler.", "Göz göre göre yanlış yaptı." İkileme, kalıplaşmış bir sözün parçası olarak yer alır.
İkilemelerin Cümleye Kattığı Anlamlar
İkilemelerin türünü bilmek kadar cümleye ne kattığını görmek de önemlidir; paragraf ve cümle anlamı sorularında ikilemenin işlevi sorulabilir:
Yazımı
Bir ikilemenin ögeleri her zaman birbirinden ayrı yazılır; ögelerin arasında virgül ya da başka bir noktalama işaretine yer yoktur: "bölük bölük", "sağ salim", "yırtık pırtık". Sık yapılan bir yanlış, aynı sözcüğün tekrarında araya virgül koymaktır ("bölük, bölük" yanlıştır). İkilemeleri, "masmavi, sapsarı, büsbütün" gibi pekiştirmeli sözcüklerle de karıştırmamak gerekir; pekiştirmeli sözcükler tek sözcüktür ve bitişik yazılır.
- Ögeleri ayırın ve her birinin tek başına bir anlamı olup olmadığına bakın.
- İkisi de anlamlıysa aralarındaki ilişkiyi adlandırın: aynı, eş, yakın ya da karşıt.
- Ögeler bir sesi taklit ediyorsa yansıma; bir ışık ya da hareketi anlatıyorsa yansıma değildir.
- Araya ek ya da soru eki girmişse biçim bakımından türünü de not edin.
Çözümlü Örnekler
A) Yaşlı adam pencerenin önünde derin derin iç çekti.
B) Akşam yorgun argın eve döndü.
C) Akşam yemeği yerine abur cubur yiyip yattı.
D) Saat duvarda tıkır tıkır işliyordu.
E) Bu kitabı az çok herkes okumuştur.
A) Çocuk yırtık pırtık bir ceketle okula gelmişti.
B) Bayramda çoluk çocuk bütün aile toplandı.
C) Haberi alınca apar topar yola çıktı.
D) Uzun yolculuktan sonra sağ salim döndüler.
E) Bu aralar iş güç yüzünden kimseyi göremiyorum.
A) Deniz, öğle güneşinin altında parıl parıl parlıyordu.
B) Eski kapı her açılışta gıcırdıyordu.
C) Duvardaki saat gece boyunca tıkır tıkır işledi.
D) Ayaklarımızın altındaki kuru yapraklar hışırdıyordu.
E) Arka sıradaki öğrenciler mırıl mırıl konuşuyordu.
A) Çocuklar düşe kalka büyür.
B) Öğretmen, ödevleri tek tek kontrol etti.
C) Eski mektup elden ele dolaşıp bize ulaştı.
D) Misafirler, bölük, bölük salona geçti.
E) Satıcı bütün mahalleyi kapı kapı dolaştı.
Bu parçada aşağıdaki ikileme türlerinden hangisine örnek yoktur?
A) Yansıma sözcüklerle kurulan
B) İki ögesi de anlamsız olan
C) Karşıt anlamlı sözcüklerle kurulan
D) Eş anlamlı sözcüklerle kurulan
E) Aynı sözcüğün tekrarıyla kurulan
A) Haberi kulak kulağa duyurdular.
B) Eski fotoğraflar elden ele dolaştı.
C) Köyün en sevilen gencidir, yiğitler yiğidi bir delikanlı.
D) Temiz mi temiz bir oda tuttuk.
E) Misafirlerini kapıya kadar güle güle uğurladı.