"Rüzgâr bütün gece pencereleri öfkeyle dövdü." cümlesinde rüzgâr, öfkelenip kapıyı yumruklayan bir insana benzetilmiştir; ama "insan gibi" denmemiş, insana özgü öfke ve dövme eylemi doğrudan rüzgâra verilmiştir. Bu örtük benzetme, sözcüklerin gerçek anlamlarından uzaklaşmasına yol açar; dolayısıyla deyim aktarması da mecaz anlam üretmenin bir yoludur.
Aktarmanın Yönleri
Deyim aktarmasında asıl soru, özelliğin nereden alınıp nereye verildiğidir. Varlıkları kabaca "insan" ve "insan dışı doğa (hayvanlar, bitkiler, doğa olayları, cansız nesneler)" diye iki alana ayırdığımızda üç ana yön ortaya çıkar. Dördüncü bir yol olan duyular arası aktarma, ayrı bir alt konu olarak işlendiği için burada yalnızca anılmıştır.
İnsan dışındaki varlığa insan özelliği vermek: Kişileştirme
Bitkilere, hayvanlara, doğa olaylarına ya da eşyaya insana özgü duygu, düşünce ve davranışlar yüklenir. Edebiyattaki adı teşhistir. Bu varlıklar bir de konuşturulursa ortaya "konuşturma" (intak) sanatı çıkar; masallar ve fabller bu iki sanatın en bilinen örnekleridir.
- "Güneş, dağların ardından utana utana yüzünü gösterdi." → utanmak insana özgüdür.
- "Dalgalar kıyıya usulca sokuluyordu." → usulca sokulmak insana özgü bir davranıştır.
- "Ağaçlar, kışın soğuğuna sessizce direniyordu." → direnmek bilinçli bir insan davranışıdır.
- "Duvardaki eski saat yorgun yorgun öksürüyordu." → yorulmak ve öksürmek cansız bir nesneye verilmiştir.
İnsana doğadan özellik vermek: Doğallaştırma
Bu kez yön tersine döner: Hayvanlara, bitkilere ya da doğa olaylarına ait bir özellik insana aktarılır. Bu kullanım günlük dilde o kadar yaygındır ki çoğu zaman bir sanat olduğu fark edilmez:
- "Haberi duyunca babam köpürdü." → köpürmek, kaynayan suya ya da dalgalı denize özgüdür; öfkeye aktarılmıştır.
- "Komutan, nöbetçinin uyuduğunu görünce kükredi." → kükremek aslana özgüdür.
- "Yaşlı kadının yüzü acıyla soldu." → solmak çiçeklere ve bitkilere özgüdür.
- "O, çok sert bir adamdı." → sertlik, taş ve toprak gibi doğa varlıklarına özgü bir niteliktir.
Doğadaki bir varlığın özelliğini başka bir doğa varlığına vermek
İnsan hiç işin içine girmeden, doğadaki bir varlığa ait özellik başka bir doğa varlığına aktarılır. Bu yön sınavda en çok karıştırılan yöndür, çünkü cümlede insan yoktur ama yine de bir aktarma vardır:
- "Dalgalar kıyıdaki kayaları kemiriyordu." → kemirmek fare gibi hayvanlara özgüdür; denize verilmiştir.
- "Şimşekler gökyüzünü pençeledi." → pençelemek yırtıcı hayvanlara özgüdür; bir doğa olayına aktarılmıştır.
- "Kar taneleri pencerenin önünde kanat çırpıyordu." → kanat çırpmak kuşlara özgüdür; kara verilmiştir.
Yön Tespiti İçin Karşılaştırma
Deyim aktarması, edebiyattaki istiare (eğretileme) sanatıyla da yakından ilişkilidir. Benzetmenin iki temel ögesinden yalnızca biri söylenip öbürünün bir özelliği verildiğinde kapalı bir benzetme oluşur. "Rüzgâr inledi" cümlesinde benzetilen (rüzgâr) söylenmiş, kendisine benzetilen (insan) söylenmemiş, yalnızca onun inleme özelliği aktarılmıştır. Bu nedenle kişileştirmeler çoğu zaman aynı zamanda kapalı istiaredir.
- Cümledeki eylemi ya da sıfatı bulun ve "bu asıl olarak kime aittir?" diye sorun.
- Sonra "burada kime verilmiş?" diye sorun; iki cevap arasındaki ok, aktarmanın yönüdür.
- "Gibi" sözcüğü açıkça varsa benzetme vardır; deyim aktarmasında benzetme gizlidir.
- Söylenen varlık değil, onunla ilişkili başka bir varlık iş görüyorsa ad aktarmasıdır.
Çözümlü Örnekler
A) Yaşlı kadının yüzü acıyla soldu.
B) Komutan, nöbetçiyi uyurken görünce kükredi.
C) Dalgalar kıyıdaki kayaları kemiriyordu.
D) Güneş, dağların ardından utana utana yüzünü gösterdi.
E) Haberi duyunca babam köpürdü.
A) Rüzgâr bütün gece pencerede inledi.
B) Haberi duyunca babam köpürdü.
C) Dalgalar kıyıdaki kayaları kemiriyordu.
D) Ağaçlar, kışın soğuğuna sessizce direniyordu.
E) Duvardaki eski saat yorgun yorgun öksürüyordu.
II. Yaşlı adamın yüzü kederle soldu.
III. Rüzgâr kapıyı öfkeyle yumrukluyordu.
IV. Komutan, askerlere kükredi.
V. Dalgalar kıyıdaki kayaları kemiriyordu.
Numaralanmış cümlelerin hangi ikisinde doğadan doğaya aktarma yapılmıştır?
A) I ve II
B) II ve III
C) III ve IV
D) IV ve V
E) I ve V
A) Yaşlı adamın yüzü acıyla soldu.
B) Rüzgâr bütün gece pencerede inledi.
C) Ağaçlar soğuğa sessizce direniyordu.
D) Güneş, bulutların arasından utana utana göründü.
E) Dalgalar kıyıya usulca sokuldu.
A) Örtük bir benzetmeye dayanır.
B) İnsana ait bir özellik doğaya verildiğinde kişileştirme oluşur.
C) Bir cümlede deyim aktarması bulunması için o cümlede kalıplaşmış bir deyim bulunmalıdır.
D) Doğadaki bir varlığın özelliği başka bir doğa varlığına aktarılabilir.
E) Deyim aktarması da sözcüklerin mecaz anlam kazanma yollarından biridir.