Türkçedeki eş anlamlı çiftlerin önemli bir bölümü, dilin tarih boyunca başka dillerle kurduğu ilişkinin sonucudur. Bir kavramın hem Türkçe kökenli hem de Arapça, Farsça ya da Batı dillerinden gelmiş birer karşılığı yan yana yaşar: "ödev-vazife", "sınav-imtihan", "ileti-mesaj" gibi. Bir kısmı ise dil içi gelişmelerle ortaya çıkmıştır; örneğin dilde yeni türetilen bir sözcük ("uyak") eskisinin ("kafiye") yanında kullanılmaya devam eder.
Eş Anlamlılık Bağlama Bağlıdır
İki sözcüğün eş anlamlı sayılması, her cümlede yer değiştirebilecekleri anlamına gelmez. Çok anlamlı bir sözcüğün her anlamının eş anlamlısı farklı olabilir; dolayısıyla eş anlamlı aranırken sözcüğün o cümlede taşıdığı anlam esas alınır.
"Açık" sözcüğünü farklı cümlelerde inceleyelim:
- "Kapı açık kalmış, içeri soğuk giriyor." → aralık
- "Odayı açık renklere boyadılar." → uçuk, soluk
- "Açık sözlü biri olduğu için herkes ona güvenir." → dürüst, içten
- "Anlattıkları gayet açıktı, kimse soru sormadı." → anlaşılır, net
- "Bütçede ciddi bir açık var." → eksik, noksan
Görüldüğü gibi tek bir sözcüğün beş ayrı eş anlamlısı olabilir; hangisinin geçerli olduğunu belirleyen cümlenin kendisidir. Sınavda "X sözcüğü hangi cümlede Y anlamında kullanılmıştır?" türündeki sorular tam olarak bu bağlam bilgisini ölçer.
Kalıplaşmış kullanımlarda yer değiştirme yasağı
Kalıplaşmış sözlerde eş anlamlı sözcükler birbirinin yerine kullanılamaz. "Kara sevda", "kara bahtlı", "kara haber" denir; ama "siyah sevda" ya da "siyah haber" denmez. Aynı şekilde "yürek yemiş" denir, "kalp yemiş" denmez. Deyim, atasözü ve kalıplaşmış tamlamalarda sözcükler yerleşmiş bir birlik oluşturduğu için eş anlamlısıyla değiştirilmeleri hem anlamı hem söyleyişi bozar.
Yakın Anlamlı Sözcükler
Bazı sözcükler aynı kavram alanında bulunur, birbirine çok benzer anlamlar taşır, ama aralarında küçük de olsa bir anlam farkı vardır. Bu tür çiftler yakın anlamlı sözcükler olarak adlandırılır: bakmak-görmek, duymak-dinlemek, sevmek-hoşlanmak, korku-endişe, yorgun-bitkin, kırgın-küskün.
"Müziği duydum." ile "Müziği dinledim." cümleleri arasındaki fark küçük ama belirgindir: Duymak, sesin kulağa gelmesidir ve istemsiz olabilir; dinlemek ise dikkatini bilerek sese yöneltmektir. "Yorgundu." ile "Bitkindi." arasında da derece farkı vardır; bitkinlik yorgunluğun en ileri hâlidir. Bu ince farklar nedeniyle yakın anlamlı sözcükler, eş anlamlılar gibi her cümlede serbestçe yer değiştiremez.
Eş Anlamlılar Aynı Cümlede: Gereksiz Sözcük
Aynı anlamı taşıyan iki sözcüğü bir cümlede yan yana kullanmak, cümleye yeni bir bilgi katmaz; yalnızca tekrara yol açar. Bu durum Türkçede anlatım bozukluğu türlerinden biri olan gereksiz sözcük kullanımıdır. "Başvuru sayısı yeterli ve kâfi düzeye ulaştı." cümlesinde "yeterli" ve "kâfi" aynı anlamı karşıladığından biri atılmalıdır. "Kesin ve kati bir dille konuştu." cümlesinde de aynı sorun vardır.
Örnek Kullanımlar
- "Onun kalbi bu habere dayanamadı." → "kalp" yerine "yürek" kullanılabilir; anlam değişmez.
- "Gökyüzü akşama doğru kara bulutlarla kaplandı." → "kara" yerine "siyah" konulabilir.
- "Bu konuda kesin bir hüküm vermek için erken." → "hüküm" yerine "karar" konulduğunda anlam büyük ölçüde korunur.
- "Savcı, iddiasını güçlü kanıtlarla destekledi." → "kanıt" ile "delil" eş anlamlıdır.
- "Barış görüşmeleri bu hafta yeniden başlıyor." → "barış" yerine "sulh" kullanılabilir; ancak "sulh" daha eskicil bir renk taşır.
- Yer değiştirme testi: Önerilen sözcüğü cümleye koyun; hem anlam hem doğallık korunuyorsa eş anlamlıdır.
- Kalıp testi: Sözcük bir deyimin ya da kalıplaşmış tamlamanın parçasıysa eş anlamlısıyla değiştirmeyin; kalıp bozulur.
- Derece testi: İki sözcük arasında "daha az / daha çok" ya da "istemli / istemsiz" farkı varsa yakın anlamlıdır.
- Tekrar testi: Bir cümlede aynı anlamı veren iki sözcük ikileme oluşturmuyorsa biri gereksizdir.
Çözümlü Örnekler
A) Savcı, sanığın suçunu gösteren kanıtları sundu. (delil)
B) Doğanın korunması hepimizin görevidir. (tabiat)
C) Yıllardır kara sevdaya tutulmuş bir adamdı. (siyah)
D) Çocuk, ödevlerini bitirmeden oyuna çıkmazdı. (vazife)
E) Barış görüşmeleri yeniden başladı. (sulh)
A) Açık sözlü biri olduğu için arkadaşları ona güvenirdi.
B) Rüzgârda açık kalan pencere çarpıp durdu.
C) Salonu açık renklere boyamaya karar verdiler.
D) Bu yılki bütçede büyük bir açık oluştu.
E) Sunumdaki bilgiler son derece açıktı.
A) Çocuklar misafirlerin yanında akıllı uslu oturdu.
B) Uzun bir yolculuktan sonra sağ salim döndüler.
C) Akşam yorgun argın eve geldi.
D) Bayramda bütün eş dost bizim evde toplandı.
E) Bu yıl başvuru sayısı yeterli ve kâfi düzeye ulaştı.
A) kanıt – delil
B) duymak – dinlemek
C) doğa – tabiat
D) ödev – vazife
E) sınav – imtihan
II. Bu nehir birkaç ili sulayarak denize ulaşır.
III. Evin arkasındaki dere yazın kurur.
IV. Kasabanın yanındaki göl kışın donar.
V. Bu kıyıda deniz her mevsim dalgalıdır.
Numaralanmış cümlelerin hangi ikisinde koyu yazılmış sözcükler eş anlamlıdır?
A) I ve III
B) II ve IV
C) III ve V
D) I ve II
E) IV ve V