"Bu haber hepimizi yıktı." cümlesinde ortada yıkılan bir duvar yoktur; "yıkmak" eylemi derin bir üzüntüyü anlatmak için kullanılmıştır. Sözcüğün gerçek anlamı (bir yapıyı yere indirmek) cümleye yerleştirildiğinde anlam bozulur; işte bu bozulma, mecazın en güvenilir işaretidir.
Mecaz Nereden Beslenir?
Mecaz, rastgele bir anlam kayması değildir; sözcüğü yeni anlamına taşıyan bir köprü her zaman vardır. Bu köprü ya bir benzetme ya da benzetme içermeyen bir ilgi (ilişki)dir. Ünitenin ilerleyen alt konularında ayrıntılı incelenecek olan aktarma türleri, aslında mecaz anlamın üretildiği atölyelerdir:
- Benzetme yoluyla: "Kalbi taş kesildi." → duygusuzluk, taşın sertliğine benzetilir.
- Ad aktarmasıyla: "Bütün sınıf ayağa kalktı." → sınıf söylenir, öğrenciler kastedilir.
- Deyim aktarmasıyla (kişileştirme): "Rüzgâr pencerede inliyordu." → insana ait bir davranış doğaya verilir.
- Duyular arası aktarmayla: "Sert bir ses tonuyla konuştu." → dokunma duyusuna ait bir özellik işitmeye taşınır.
- Kalıplaşma yoluyla: "Etekleri zil çaldı." → birden çok sözcük birlikte mecaz bir anlam kazanır (deyim).
Bu tablo bir şeyi açıkça gösterir: Mecaz anlam tek bir sanat değil, birçok söz sanatının ortak ürünüdür. Dolayısıyla bir cümlede kişileştirme, ad aktarması ya da deyim tespit ettiğinizde, o cümlede gerçek anlamın dışına çıkıldığını da kesin olarak söyleyebilirsiniz.
Hangi Sözcükler Daha Kolay Mecazlaşır?
Eylemler
Fiiller mecaza en açık sözcük türüdür, çünkü fiziksel bir hareketi anlatan bir eylem, aynı hareketin ruhsal karşılığını anlatmaya çok uygundur. "Kırmak, yıkmak, sarsmak, yakmak, burkmak, dökülmek, çözülmek" gibi eylemler günlük konuşmada gerçek anlamlarından çok mecaz anlamlarıyla duyulur: "Sözleriyle annesinin kalbini kırdı.", "Yıllar sonra o eve dönmek içini burktu."
Sıfatlar
Ölçü, ısı, tat ve sertlik bildiren sıfatlar (ağır, hafif, sıcak, soğuk, tatlı, acı, kuru, yumuşak) insan davranışlarını ve durumları nitelemeye sıkça taşınır: "kuru bir teşekkür" ilgisiz ve isteksiz bir teşekkürdür, "acı bir gerçek" üzüntü veren bir gerçektir. Bu sıfatların bir kısmı mecazlaşırken bir duyudan başka bir duyuya da geçer; o durumda duyular arası aktarma ile mecaz birlikte bulunur.
Adlar
İsimler de mecazlaşabilir, ama genellikle bir benzetmenin parçası olarak: "Onun sözleri yüreğime bir bıçak gibi saplandı." cümlesinde "bıçak" bir nesneyi değil sözün acıtan etkisini anlatır. "Bu çocuk evin neşesidir, gerçek bir güneş." cümlesinde de "güneş" ışık kaynağı değil, çevresine sevinç saçan kişi anlamındadır.
Gerçekten Mecaza: Bir Sözcüğün Yolculuğu
"Erimek" fiilini izleyelim. "Güneşte buzlar eridi." cümlesinde katı bir maddenin sıvılaşması anlatılır; bu gerçek anlamdır. "Mahcubiyetten yerin dibine girip eridi." dendiğinde artık ortada sıvılaşan bir madde yoktur; utancın kişiyi küçültüp yok edecek gibi olması anlatılır. "Uzun hastalık onu eritti." cümlesinde ise zayıflamak, güçten düşmek anlamı vardır. Üç kullanımda da "azalarak yok olma" fikri korunur ama son iki cümlede bu fikir artık bir maddeye değil insanın ruh ve beden hâline uygulanmıştır.
Bu yolculuk, mecazla yan anlam arasındaki farkı da gösterir: Yan anlamda sözcük somut bir varlıktan yine somut bir varlığa geçer, mecazda ise somuttan soyuta ya da bir varlık alanından bambaşka bir alana sıçrar.
Örnek Kullanımlar
- "Bu haber hepimizi yıktı." → "yıkmak", derin üzüntü anlamında.
- "Toplantıda ince eleyip sık dokudu." → titizlik anlamında kalıplaşmış bir söz (deyim); bütün öbek mecazdır.
- "Yıllar sonra o eve dönmek içini burktu." → "burkmak", hüzün anlamında.
- "Sözlerindeki acı gerçek herkesi sarstı." → "acı", üzüntü veren; "sarsmak", derinden etkilemek anlamında.
- "Hediyeye kuru bir teşekkürle karşılık verdi." → "kuru", içtenlikten uzak anlamında.
- "Fiyatlar son bir ayda uçtu." → "uçmak", hızla ve aşırı artmak anlamında.
- Sözcüğün gerçek anlamını cümleye koyun; cümle saçmalaşıyorsa mecaz vardır.
- Sözcüğün yerine geçebilecek bir başka sözcük bulun ("yıktı" → "çok üzdü"); bulduğunuz sözcük soyut bir durumu anlatıyorsa mecaz kesinleşir.
- Öznenin ne olduğuna bakın: Fiziksel bir eylemi yapan şey bir "haber, söz, karar, olay" gibi soyut bir kavramsa eylem büyük olasılıkla mecazdır.
Çözümlü Örnekler
A) Mutfakta elinden kayan bardağı kırdı.
B) Düşüncesizce söylediği sözlerle annesinin kalbini kırdı.
C) Kış için kesilen odunları balta ile kırdılar.
D) Rüzgâr bahçedeki genç fidanın dalını kırmış.
E) Kayak yaparken düşüp bileğini kırdı.
A) Sonbaharda bahçedeki kuru yaprakları topladık.
B) Güneşte bıraktığımız çamaşırlar öğleye kadar kurumuştu.
C) Kışlık olarak birkaç kilo kuru üzüm aldı.
D) Yolculukta yalnızca kuru ekmekle idare ettik.
E) Verdiğimiz emeğe yalnızca kuru bir teşekkürle karşılık verdi.
A) Bu kayıp onu yıllarca yaktı. / Kış gecesi sobayı erkenden yaktık.
B) Ocaktaki çaydanlık kaynıyordu. / Haksızlığı görünce kanı kaynadı.
C) Çocuk buzda kaydı. / Kar yağınca kamyon da yolda kaydı.
D) Bu sözler içime dokundu. / Onun tavrı gururuma dokundu.
E) Bıçak elini kesti. / Hakem, oyunu kesip sarı kart gösterdi.
Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisi mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
Bu parçada koyu yazılmış sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Çalışanların görev yerlerini değiştirmek
B) Kurumun geçmişteki hatalarını tek tek sıralamak
C) Ekibe ortak bir hedef ve izlenecek yolu göstermek
D) Toplantıları daha düzenli ve sık yapmak
E) Birimler arasında rekabeti artırmak
A) Öğretmenin sert bakışı bütün sınıfı susturdu.
B) Komşumuz bahçedeki çitleri yeşile boyadı.
C) Bu roman beni gerçekten derinden sarstı.
D) Fiyatlar son birkaç ayda adeta uçtu.
E) Uzun yolculuğun ardından üzerine tatlı bir yorgunluk çöktü.