Bu aktarma, deyim aktarmasının özel bir türüdür; çünkü burada da örtük bir benzetme vardır. Koku, insanın burnunu adeta bir bıçak ağzı gibi kesiyormuş gibi anlatılmıştır. Edebiyat terimleri arasında bu anlatım yolu "sinestezi" adıyla da bilinir ve özellikle şiirde imge gücünü artırmak için kullanılır.
Duyuların Söz Dağarcığı
Duyular arası aktarmayı tanımak için önce hangi sözcüğün hangi duyuya ait olduğunu bilmek gerekir. Aşağıdaki liste her duyunun en sık aktarılan niteleme sözcüklerini toplar:
- Dokunma: sert, yumuşak, keskin, sıcak, soğuk, ılık, kaba, pürüzsüz, ağır, hafif
- Tatma: tatlı, acı, ekşi, tuzlu, tatsız, buruk
- Görme: parlak, donuk, koyu, açık, renkli, solgun, berrak
- İşitme: gürültülü, sessiz, yüksek sesli, tiz, boğuk, uğultulu
- Koklama: kokulu, mis gibi, ağır kokulu, buram buram
Dikkat edilirse aktarmanın en sık kaynağı dokunma ve tatma duyularıdır. Bunun nedeni bu iki duyunun bedenle en doğrudan temas eden duyular olmasıdır; insan, soyut ya da uzaktan gelen algıları (ses, renk, koku) anlatırken bedeninde hissettiği somut deneyimlerden yararlanır.
Aktarma Örnekleri ve Yönleri
Dokunmadan başka duyulara
- "Odaya keskin bir lavanta kokusu yayılmıştı." → dokunma → koklama
- "Öğle güneşinin sert ışığı gözlerimizi kamaştırdı." → dokunma → görme
- "Kemanın pürüzsüz ezgisi salonu doldurdu." → dokunma → işitme
- "Mutfaktan ağır bir kızartma kokusu geliyordu." → dokunma (ağırlık) → koklama
Tatmadan başka duyulara
- "Duvarları tatlı bir maviye boyamışlardı." → tatma → görme
- "Kapıdan içeri buruk bir ezgi süzülüyordu." → tatma → işitme
- "Ona öyle tatlı sözler söyledi ki unutamadı." → tatma → işitme
Görmeden işitmeye
- "Sanatçının parlak sesi salonun en arka sırasına kadar ulaştı." → görme → işitme
- "Telefondaki donuk ses, kötü bir haber verileceğini sezdirdi." → görme → işitme
Sınır Durumları: Ne Zaman Duyular Arası Aktarma Yoktur?
Bir başka ayrım da "gibi" sözcüğüyle ilgilidir. "Kadife gibi bir ses" dendiğinde ses kadifeye açıkça benzetilmiştir; bu bir benzetmedir. "Kadife bir ses" denildiğinde ise benzetme örtük kalır ve dokunma duyusuna ait yumuşaklık doğrudan sese verilir. Sınavda "gibi"li yapılar genellikle benzetme sorularının konusudur.
- Tamlamayı ikiye ayırın: niteleyen sıfat + nitelenen isim.
- Sıfat hangi duyuya ait? İsim hangi duyuyla algılanıyor? İki cevap farklıysa aktarma vardır.
- İsim soyutsa (gerçek, hayal, umut) duyular arası aktarma aramayın; yalnızca mecaz vardır.
- Yönü yazarken sıfatın duyusundan ismin duyusuna doğru ok çizin.
Çözümlü Örnekler
A) Odaya keskin bir lavanta kokusu yayılmıştı.
B) Salatanın içine biraz acı biber doğradı.
C) Kış akşamı sıcak bir çorba hepimize iyi geldi.
D) Bu acı gerçekle yüzleşmek zorundaydık.
E) Çocukluğundan beri tatlı bir hayal kuruyordu.
A) Öğle güneşinin sert ışığı gözlerimizi kamaştırdı.
B) Mutfaktan keskin bir sirke kokusu geliyordu.
C) Kemanın pürüzsüz ezgisi salonu doldurdu.
D) Duvarları tatlı bir maviye boyamışlardı.
E) Sanatçının parlak sesi en arka sıraya kadar ulaştı.
A) Duvarlar tatlı bir maviye boyanmıştı.
B) Sert bir ışık bir anda gözlerini kamaştırdı.
C) Mutfaktan ağır bir kızartma kokusu geliyordu.
D) Telefondaki donuk ses, kötü bir haber verileceğini sezdirdi.
E) Bu acı gerçeği er geç herkes kabul edecek.
A) Odaya keskin bir koku yayıldı.
B) Duvarlar tatlı bir maviye boyanmıştı.
C) Sanatçının parlak sesi salonu doldurdu.
D) Salonun duvarlarında yumuşak bir pembe hâkimdi.
E) Mutfaktan ağır bir yemek kokusu geliyordu.
A) Bir duyuya ait niteleme sözcüğünün başka bir duyunun algısına verilmesidir.
B) Bir duyuya ait sıfatın aynı duyuya ait bir şeyi nitelemesi de duyular arası aktarmadır.
C) Deyim aktarmasının özel bir türü olarak kabul edilir.
D) Nitelenen şey soyut bir kavramsa duyular arası aktarmadan söz edilmez.
E) Aktarmada en sık kaynak olarak dokunma ve tatma duyuları kullanılır.