Bu ayrım ilk bakışta basit görünür, ama sınavın asıl sorduğu şey sözcüğün kendisi değil, cümlede üstlendiği anlamdır. Bir sözcük sözlükte somut bir varlığı karşılasa bile cümlede soyut bir anlama bürünebilir; tersine soyut bir kavram da somut bir görüntüyle anlatılabilir.
Duyulara Göre Somut Sözcükler
Somut sözcüklerin hangi duyuyla algılandığını görmek, "somut = görünen" yanılgısını kırmanın en iyi yoludur:
- İşitme: "Uzaktan gelen gök gürültüsü çocukları ürküttü." → gürültü
- Koklama: "Fırından yayılan ekmek kokusu bütün sokağı sardı." → koku
- Tatma: "Limonun ekşiliği yüzünü buruşturdu." → ekşilik
- Dokunma: "Elindeki buzun sertliğini ve soğukluğunu hissetti." → sertlik, soğukluk
- Görme: "Ufukta kızıl bir ışık belirdi." → ışık
Yansıma sözcükler de (şırıltı, gıcırtı, uğultu) bir sesi taklit ettikleri ve işitme duyusuyla algılandıkları için somut sayılır. Rüzgâr ve hava görülemese de dokunma duyusuyla hissedildiğinden somuttur; buna karşılık zaman, ne kadar gerçek olursa olsun hiçbir duyuya doğrudan konu olmadığından soyuttur.
Soyut Sözcüklerin Kaynakları
Soyut sözcükler çoğunlukla üç kümede toplanır:
- Duygular: sevinç, özlem, korku, öfke, hüzün, merak
- Değerler ve nitelikler: adalet, dürüstlük, cesaret, iyilik, güzellik
- Düşünce ürünleri ve kavramlar: fikir, bilgi, hayal, zaman, ölçü, ihtimal
Dikkat edilirse bu kümelerdeki sözcüklerin bir kısmı sıfatlardan türemiştir (cesur → cesaret, güzel → güzellik). Sıfatın nitelediği varlık somut olsa bile ("cesur asker"), sıfatın bildirdiği nitelik soyuttur; çünkü cesareti göremez, dokunamaz, ancak davranışlardan çıkarabiliriz.
Bağlam Somutu Soyuta, Soyutu Somuta Çevirir
Somut sözcüğün soyut anlam kazanması
Somut bir varlığı karşılayan sözcük, mecazlaşarak soyut bir kavramı anlatabilir. "Lambanın ışığı gözümü aldı." cümlesindeki "ışık" somuttur; "Öğretmenimin sözleri yolumuza ışık tuttu." cümlesinde ise aynı sözcük yol gösteren bilgi ve düşünce anlamına geçmiştir. "Yüreği taş kesildi." cümlesinde "taş" bir nesne değil duygusuzluk hâlidir.
Soyut kavramın somutlaştırılması (somutlama)
Yazar, soyut bir kavramı okurun gözünde canlandırmak için ona somut bir varlığın özelliklerini verebilir. Bu anlatım yoluna somutlama denir. Amaç, elle tutulamayan bir şeyi görünür, dokunulur, ölçülür kılmak ve böylece anlatımı daha etkili hâle getirmektir:
- "Yıllarca biriktirdiği sabır sonunda taştı." → sabır, kaba doldurulan bir sıvı gibi anlatılmıştır.
- "Gönlünde dağ kadar dert vardı." → dert, büyüklüğü ölçülebilen bir kütleye dönüştürülmüştür.
- "Bilginin anahtarı düzenli okumaktır." → bilgi, kapısı açılan bir mekân gibi düşünülmüştür.
- "Kafasında birden bir ampul yandı." → aniden gelen fikir, yanan bir ışıkla görünür kılınmıştır.
Somutlama, mecaz anlamın özel bir kullanımıdır ve özellikle deneme, şiir ve köşe yazılarında sık görülür. Bir cümlede somutlama bulunduğunu söyleyebilmek için iki şart aranır: anlatılan asıl kavram soyut olmalı, onu anlatmak için kullanılan sözcük ise somut bir varlığa ait olmalıdır.
Somutluk-soyutluk değerlendirmesi yalnızca tek tek sözcükler için yapılmaz; bir anlatımın bütünü için de kullanılır. Yazar düşüncesini gözle görülür sahneler, örnekler ve imgelerle aktarıyorsa anlatım somut; kavramlar, genellemeler ve yargılarla ilerliyorsa soyut bir nitelik kazanır. Paragraf sorularında "yazar soyut bir düşünceyi somut bir örnekle açıklamıştır" gibi seçenekler bu değerlendirmeye dayanır.
Örnek Kullanımlar
- "Uzaktan gelen çan sesini duydular." → "ses" işitme duyusuyla algılandığından somut.
- "Çocukluğuna duyduğu özlem yıllar geçse de azalmadı." → "özlem" soyut.
- "Adalet, her toplumun temel değeridir." → "adalet" soyut.
- "Elindeki buzun sertliğini hissetti." → "sertlik" dokunma duyusuyla algılandığından somut.
- "Bu kitap, karanlıkta kalmış zihinlere bir fener oldu." → somut "fener", soyut bir aydınlatma işlevini anlatıyor (somutlama).
- Beş duyu kontrolü: Sözcüğü sırayla görebilir, işitebilir, koklayabilir, tadabilir ya da dokunabilir misiniz? Birinde "evet" varsa somuttur.
- Sıfat tuzağı: Sorulan sözcük bir nitelik bildiriyorsa (cesur, dürüst, kibar) niteliğin kendisine bakın, nitelenen varlığa değil.
- Bağlam kontrolü: Somut bir sözcük cümlede bir duyguyu ya da düşünceyi anlatıyorsa soyut anlam kazanmıştır.
- Somutlama aradığınızda önce soyut kavramı bulun, sonra ona hangi somut özelliğin verildiğine bakın.
Çözümlü Örnekler
A) Fırından yayılan ekmek kokusu bütün sokağı sardı.
B) Uzaktan gelen gök gürültüsü çocukları ürküttü.
C) Çocukluğuna duyduğu özlem yıllar geçse de azalmadı.
D) Elindeki buzun soğukluğu parmaklarını uyuşturdu.
E) Limonun ekşi tadı yüzünü buruşturdu.
A) Bilim insanları bu hastalık için yeni bir tedavi yöntemi geliştirdi.
B) Toplantıda bütçe konusu ayrıntılı biçimde tartışıldı.
C) Öğretmen, teslim edilen ödevleri tek tek kontrol etti.
D) Çocuk düşünceli bir hâlde pencereden dışarıyı seyretti.
E) Yıllarca içinde biriktirdiği sabır sonunda taştı.
A) Öğretmenimin sözleri yıllar boyu yolumuza ışık tuttu.
B) Lambanın ışığı gece boyunca odayı aydınlattı.
C) Kış güneşi pencereden içeri vuruyordu.
D) Masadaki mumların alevi rüzgârla titredi.
E) Sokak lambaları akşam altıda yanmaya başladı.
A) Sınav sonucunu sabırla bekledi.
B) Paketi büyük bir merakla açtı.
C) Bütün cesaretini toplayıp sahneye çıktı.
D) Bahçedeki çınarın gölgesinde serin bir rüzgâr esiyordu.
E) Bu sonuç ekipte derin bir hayal kırıklığı yarattı.
A) Bir sözcüğün somut mu soyut mu olduğu, cümledeki kullanımına göre değişebilir.
B) Somutluk yalnızca görme duyusuyla algılanabilmeye bağlıdır.
C) Duygu ve değer bildiren sözcükler genellikle soyuttur.
D) Soyut bir kavram, somut bir varlığın özellikleriyle anlatılabilir.
E) Ses ve koku bildiren sözcükler somut anlamlıdır.